Sevda Çetinkaya: Basını engelleyerek kamusal alanı kapatıyorlar

  • 09:16 24 Ekim 2026
  • Güncel
İSTANBUL - İlke TV Genel Yayın Yönetmeni Sevda Çetinkaya, basına yönelik baskıların halkın haber alma hakkını ve kamusal alanı hedef aldığını belirterek, baskılara karşı örgütlü dayanışmanın önemini vurguladı.
 
Türkiye ve Kürdistan’da Kürt basını ve muhalif medya kuruluşlarına yönelik baskılar, sansür, uygulamaları, erişim engelleri ve kayyım müdahaleleri devam ediyor. Bu uygulamalar aynı zamanda halkın haber alma hakkını da tehlikeye atıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28’inci maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğüne rağmen gazetecilerin haber yapmasının engellenmesi, yayınlara yönelik müdahaleler ve sansür uygulamaları, toplumun bilgiye erişimini de engelliyor. JINNEWS, Ajansa Welat, Mezopotamya Ajansı (MA) ve T24 başta olmak üzere birçok yayın organına erişim engelleri getirilirken, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin (DFG) açıkladığı son verilere göre ise 29 gazeteci, mesleki faaliyetleri nedeniyle tutsak bulunuyor.  
 
İlke TV Genel Yayın Yönetmeni Sevda Çetinkaya basının karşı karşıya olduğu baskıları değerlendirdi.
 
‘Basına yönelik baskılar bugün başlamadı’
 
Gazetecilerin gözaltı ve tutuklamalarla hedef alındığını, yayın organlarının ise sansür ve kayyım politikalarıyla tasfiye edilmek istendiğini belirten Sevda Çetinkaya, “Gazeteci meslektaşlarımız gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Gazetelerine, web sitelerine ve sosyal medya hesaplarına engellemeler getiriliyor. Tele1’e kayyım atanmasının birinci yıl dönümü. Geçtiğimiz günlerde Halk TV’ye de kayyım atandı ve yayınları durduruldu. Bunlara sayısız örnek ekleyebiliriz. Yeni bir engelleme gelmediyse Mezopotamya Ajansı sanıyorum 45. kez engellendi. JINNEWS’in sosyal medya hesaplarına sayısız engelleme geliyor. Kürt medyası çok uzun zamandır bu şekilde engelleniyor ve bu durum neredeyse sıradanlaşmış, kanıksanmış durumda” dedi.
 
‘90’lardan bugüne Kürt basını hakikati savunmaktan vazgeçmedi’
 
Kürt basınının karşı karşıya kaldığı baskıları hatırlatan Sevda Çetinkaya, basına yönelik baskıların bugün başlamadığını vurgulayarak, “Gazetecilere, basına, basın özgürlüğüne yönelik bütün bu yapılanlar ve başımıza gelenler aslında bugün başlamadı. Biraz geriye gitsek, 12 Eylül Askerî Darbesi’nden bu yana gazeteciler, basın her zaman hedefteydi. Çünkü biz gazeteciler, halkın haber alma hakkını savunarak onları haberdar etmekle sorumluyuz. Olağanüstü hâllerde, savaş durumlarında, kaosta, krizde ilk hedefe konan hakikat olur ve tabii ki onun savunucuları da bundan payını alır. Hatırlayalım, 2016’da OHAL döneminde KHK’lerle Hayat TV ve İMC TV de kapatılmıştı. 90’lı yıllarda, o karanlık zamanda Kürt gazeteciler bölgenin gerçeğini halka ulaştırmaya çalışırken sayısız felaketle, zorlukla ve şiddetle karşılaştılar. Sadece gazeteciler değil, gazete dağıtıcıları da öldürüldüler, gözaltına alındılar, işkence gördüler” ifadelerini kullandı.
 
‘Basına yönelik baskı kamusal alanın kapatılmasıdır’
 
Basın özgürlüğüne yönelik engellemelerin halkın haber alma hakkını da engellediğinin altını çizen Sevda Çetinkaya, yaşananların basit bir sansürden çok daha fazlası olduğunu dile getirdi. Sevda Çetinkaya, “Gazeteciler ve basın aslında halkın haber alma hakkını savunurken kamusal bir alan açıyor. Demokratik hak talebi olan emekçiler, bir meydanda toplanıp itirazlarını ifade etmek ister ya hani. Taksim Meydanı, Kadıköy Meydanı, Dağkapı gibi meydanların protestolara, eylemlere kapatılması gibi, bugün iktidar gazeteleri, televizyonları engelleyerek bu kamusal alanı da kapatmaya çalışıyor. Biz gazeteciler de bu kapatmalara itiraz edip gazeteciliğe devam ederek o kamusal alanı zorluyoruz, zorlayacağız” sözlerini kullandı.  
 
‘Gerçeğe kurşun işlemez’
 
Baskılara karşı gazetecilik mesleğinin ve hakikat hafızasının belirleyici rolüne değinen Sevda Çetinkaya, Özgür Gündem geleneğinin bıraktığı mirasın önemini vurguladı. Sevda Çetinkaya, “Diyarbakır’da 90’lı yıllarda Özgür Gündem gazetesinin hakikati herkese ulaştırmak için neleri göze aldığını anlatan Press filmini bilirsiniz. O zaman gazeteciler, dağıtıcılar öldürülüyordu; gazeteler sansürlü, boş sayfalarla çıkıyordu. Ama ne Özgür Gündem’in gazetecileri ne de Hayat TV’nin, İMC TV’nin emekçileri mesleklerinden ve hakikati savunmaktan vazgeçti. Özgür Gündem’in o dönem söylediği ‘Gerçeğe kurşun işlemez’ sloganı gibi, kimse gazetecilikten vazgeçmedi. Bugün de vazgeçmeyecek, 10 yıl sonra da vazgeçmeyecek. Haklı ve doğru olanı, halkın haber alma hakkını ve o kamusal alanı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
‘Kaygıları ve şüpheleri giderecek olan örgütlü dayanışmadır’
 
Genç kadın gazetecilere ve sahada çalışan muhabirlere dayanışma çağrısında bulunan Sevda Çetinkaya, “Özellikle mesleğe yeni başlamış genç kadın meslektaşlarım açısından, tarihsel tecrübeden yoksun olunduğunda bu ortam biraz iç karartıcı ve zorlu gelebilir. Ama tarih de gösterdi ki hiçbir baskı ve şiddet gerçeklerin üzerini örtemedi ve gerçeklerin peşinden koşan gazetecileri yolundan döndüremedi. Meslektaşlarımın biraz da buradan bakmalarını isterim. Hakikatin ve haklı olmanın gücünden güç almak gerekir. Beraber olmak, dayanışma içinde olmak ve örgütlü olmak çok kıymetli. Çünkü tek tek insanların kaygılarını ve şüphelerini giderecek olan örgütlü dayanışmadır” ifadelerini kullandı.  
 
‘Temel ilkeler etrafında yan yana gelmeliyiz’
 
Sevda Çetinkaya, son olarak gazetecilerin doğru habercilik ilkesinde buluşmasının ve baskılara karşı ortak mücadelenin önemine değindi. Sevda Çetinkaya, “Farklı yayın politikalarına, yayın çizgilerine ve siyasi görüşlere sahip mecralar olabilir. Gazeteciler kişisel veya kurumsal olarak farklı görüşlerde olabilirler. Ancak sonuç itibarıyla demokratik hakları savunmada birleşebileceğimiz temel gazetecilik ilkelerimiz var. Doğru habercilik ve hakikatin yanında yer almak en temel ilkedir. Farklı politik görüşlerde olsak da doğrunun ve hakikatin savunulmasında bir araya gelmek, demokratik bir basın ve ifade özgürlüğü mücadelesini güçlendirecektir. Dünyanın her yerinde iktidarlar, kendi politikalarına itiraz edenlere baskı uygular. Bunlarla baş etmenin yolu direnmektir; tek tek itirazlar yerine hepsini birleştiren yol ve yöntemler bulmaktır” dedi.