‘Kürtçenin özgürlüğü demokrasinin sınavıdır’

  • 19:24 12 Mayıs 2026
  • Siyaset
ANKARA - DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş, 5 Mayıs Kürt Dil Bayramı öncesinde Kürtçe üzerindeki baskılara dikkat çekerek,“Kürtçenin eşitliği ve özgürlüğü demokrasinin en kadim sınavıdır” dedi.
 
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merdin Milletvekili Beritan Güneş Altın, çok dilliliğe ve çok kültürlülüğe ev sahipliği yapan Merdin’i örnek verdi.
 
Beritan Güneş, “Mardin öyle bir şehirdir ki kilise çanı ile ezan sesi birbirine karışır. Süryanice dualar Kürtçe klamlar ve stranlarla iç içe geçer. Arapça başlayan cümleler Kürtçe sürer, Türkçe son bulur; işte, bu dillerin tılsımlı ezgisidir. Bugün ihtimal olmaktan çıkarmaya çalıştığımız şey, ekmek ve su kadar ihtiyaç duyulan ortak yaşam duygusunun, demokratik ulus tahayyülünün, demokratik entegrasyonun kanlı canlı bir ortak yaşam müzesi olan Mardin'in gerçek ruhudur fakat Mardin'de yüzyıllardır süren bu dokuya uygun olmayan, dillerin tılsımını bozan bir inşa var ki bu inşa yüzyıldır farklılıkları kendine düşman bilen, yok sayan Mardin'e, Mezopotamya'ya, Anadolu'nun çok dilli, çok kültürlü yapısına entegre olmayan, ayrımcılık ve tekçilik üreten devlettir ve devletin kurumlarıdır. Biz, Mardinliler bir nezaket gereği olarak değil, varlığın kabulü ve ona duyulan saygının bir göstergesi olarak her dilde selamlaşırız ancak toplumsal yaşamdaki bu hakiki çoğulculuk devletle ve kurumlarıyla karşılaşıldığı anda katı, tekçi ve yasakçı bir duvara tosluyor. Maalesef, tıpkı bu kürsüde yapmış olduğum ilk konuşmamda Mardin'de yaşayan halkların diliyle verdiğim selamın bir duvara tosladığı gibi fakat ne demiş atalarımız: Ba ji tehtê çi dibe?” dedi.
 
‘Anadil üzerindeki baskılar her gün devam ediyor’
 
“Biz Mardinliler çok dilli ve eşit bir yaşam diyoruz, karşımıza yüzyıldır tek dil dayatması çıkıyor” diyen Beritan Güneş, “Biz, kentimizi de kendimizi de biz yöneteceğiz diyoruz. Bu şiarla demokratik toplumu, yerel demokrasiyi örüyoruz, karşımıza eşitlik korkusu ve kayyum rejimi çıkıyor, hiçbir etik politik savunusu kalmayan kayyım rejiminde ısrar ediliyor. Bu durumu da özetleyen çok güzel bir sözümüz var ve der ki: Ez çi dibêjim bilûra min çi lêdixe? İşte, yüzyıldır yaşadığımız tam da budur. Kürt çocuklar yüzyıldır ne yazık ki hâlâ ana dillerinde eğitim alamıyorlar, üstelik ana dilde eğitime bir ütopya olarak bakılıyor. Bakın, bugün Sincan'da -saygıyla selamlıyorum hepsini, bizi izleyen tüm tutsakları- hapishanelerde Kürtçe mektuplar dahi engelleniyor. Ağrı'nın Diyadin ilçesinde Kürt'e kendi diliyle ibadet etmesi dahi çok görülüyor. Yine, hiçbir savunusu kalmayan ana dil üzerindeki baskılar her gün devam ediyor. Bir çağ düşünün ki hâlâ daha kendi diliyle konuşmanın engel olduğu ve buna dair politikaların sürdüğüne inanabiliyor musunuz? Biz inanamıyoruz ve sizi şuna davet ediyoruz: Gelin, bu çağı bırakalım, bu çağı geride bırakalım ve barışın yasalarını, dillerin ve kültürlerin kardeşliğini hep birlikte örelim” ifadelerini kullandı.
 
'Sınavı geçmenin zamanıdır'
 
Beritan Güneş konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Üç gün sonra 15 Mayıs ve 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak dünyada bilinir. 1932'de Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Hawar dergisiyle yükselttiği 'Zimanê me nasnameya me ye/Dilimiz kimliğimizdir' çığlığı bugün milyonlar için bir onur nişanesidir. Anadil birkaç derse sıkıştırılacak, çocukla evde konuşulacak, daha sonra da çocuğun unutması için her şeyin yapıldığı bir zeminde ne yazık ki yaşayamaz. Artık herkes ama herkes anadile karşı durmanın ötesinde anadilin önünü açmanın ve bu ayıptan, bu utançtan geri durmanın zamanını örmek zorundadır. Çünkü Kürtçe'nin eşitliği ve özgürlüğü demokrasinin en kadim, en güzel sınavıdır. Bu sınavı hep birlikte geçmenin zamanı gelmiştir. Mehmed Uzun anadil yasağını, 'Boğazımda dilimin kopartılması ve yerine bir protez dil takılması' olarak tanımlar, Lacan bu durumu şöyle ifade eder: "İnsan dünyaya bir dilin içine doğar ve kendini o dil aracılığıyla kurar. Bu nedenle, anadil yalnızca kelimeler bütünü değil; ilk aidiyet, ilk hafıza, ilk kimlik, ilk bendir.
 
'Bu ayıptan kurtarmanın zamanı gelmiştir '
 
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı arifesinde, başta Kürtçe olmak üzere diller ve kültürler, yasal ve anayasal güvenceye kavuşmalı, ana dilde eğitimin önü açılmalıdır. Bu, yapılması gereken bir lütuf değil, halkın yüz yıllık mücadelesidir. Son olarak, sene-i devriyesi olan Sırrı Süreyya Önder, ben bu kürsüde çok dilli selamlama yaparken tam olarak arkamda oturarak şu sözü söylemişti: ‘Burada benden Kürtçe selamlamaya müdahale etmemi istiyorlar, ben buna müdahale etmeyi ayıp bulurum, hicap ederim. Diliniz Allah'ın ayetidir'i de size hatırlatmaktan geri dururum’ demişti. İşte bugün bu ülkeyi, bu hicaptan, bu ayıptan kurtarmanın zamanı gelmiştir diyerek başta Sırrı Süreyya olmak üzere bu dile emek veren herkesi saygıyla, sevgiyle anıyorum.”