‘Sayın Öcalan’ın statüsünün netliği halkların yararına olacak’

  • 09:01 12 Ağustos 2026
  • Siyaset
Nazlıcan Nujin Yıldız
 
ANKARA - Çerçeve yasaya dair konuşan DEM Parti Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Elif Bulut, yasada eksik görülen temel noktanın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmemesi olduğunu ifade ederek, bu konunun netlik kazanmasının Türkiye halklarının yararına olacağını söyledi.
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki zemininin oluşturulması kapsamında hazırlanan ve 5 Ağustos’ta 367 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu’ndan oy çokluğuyla geçti. 
 
Yasanın içeriğine dair konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Elif Bulut, sürecin sadece DEM Parti ve birlikte hareket eden demokrasi güçlerinin değil, muhalefetin ve iktidarın da başlıca sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, “Yasanın hayata geçmesinde mutlaka tüm toplumun kendi kesimlerini ikna etme ihtiyacı var” dedi.
 
'Bir başlangıç'
 
Yasanın içeriğinin herkeste yarattığı hissin, yasadaki eksiklikler olduğunu ifade eden Elif bulut, yasanın değerlendirilmesine ilk olarak bu eksikliklerle başlandığını ancak bunun yerine olumlu tarafından başlamak gerektiğini belirtti. Yasanın, uzun süreden beri yapılan mücadelelerin sonucunda gelinen bir nokta olduğunu ve bunun bir başlangıç olduğunu dile getiren Elif Bulut, “Buna, çerçeve yasayla olup bitecek ve bundan sonra ilerleme olmayacak, bu kadarıyla kalacak diye bakmıyoruz. Zaten bakarsak mücadele bitmiş demektir. O yüzden başlangıç açısından, hiç yoktan iyidir. Uzun bir süreden beri Meclis bu noktaya gelsin diye uğraşılıyordu. Komisyon kuruldu, çalışmalarını yürüttü. Bir yılı geçti. İlk süreç başlayalı iki yıl olacak neredeyse. Bu ilk adım. Biz adım olarak değerlendiriyoruz. Bu adımın devamında atacağımız, attıracağımız, hep birlikte yürüteceğimiz güçlü adımlarla devamı ve ilerisi mutlaka gelecek. En azından bir başlangıç olarak görüyoruz” dedi.
 
‘Bu aşamaya mücadele ile gelindi’
 
Mücadele sonucu yasanın Meclis'e geldiğini söyleyen Elif Bulut, kimsenin direnmekten vazgeçmediğini ifade etti. Elif Bulut, “Yüz yıllık bir inkâr, onun öncesi olan süreçlerden alacak olursak da Osmanlı'dan başlayan sorunlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, kuruluş paradigmasındaki eksiklikler Türkiye'nin yüzyılını kaybettiren bir süreç oldu. İlk kuruluş aşamasında 1921 süreciyle başladığı gibi belki devam etseydi bugün biz oturup bu meseleyi konuşmuyor olacaktık. Türkiye topraklarında, Kürdistan topraklarında bu kadar insanın canı yanmamış olacaktı. Savaş olmayacaktı. Ekonomik olarak belki büyük bir rahatlama olmuş olacaktı. Dahası demokrasi açısından büyük bir rahatlama olmuş olacaktı. Belki bunların hiçbirisi konuşulmayacaktı. O yüzden yüz yıllık bu inkâr politikasının bitmesi, Türkiye halklarına bir rahatlama getirecek” diye belirtti. 
 
‘Ortaklaşmak yerine körükleyen bir anlayış var’
 
Sürece ve yasa teklifine yönelik kimi tepkilerin olduğunu ve karşı tarafın örgütlendiğini dile getiren Elif Bulut, “Uzlaşmak, ortaklaşmak yerine körükleyen bir siyasi anlayış var. Buna karşılık insanların duygularıyla, kimi karşıt duygularıyla oynayanlar var. Bunların hepsi var ama bir süre sonra eminim ki onlar da görecek bu rahatlamanın kendilerine kazandıracağı şeyleri. O açıdan herkes için kıymetli bir şey. Bizler buna hazırız. Herkesin hazır olması için de uğraşıyoruz diye ifade etti.
 
‘Sayın Öcalan’ın statüsü halkların yararına olacak’
 
Bu sürecin baş mimarının, müzakerecisinin ve yürütücüsünün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu belirten Elif Bulut, bu nedenle Abdullah Öcalan’ın statüsünün çok önemli olduğunu vurguladı. Elif Bulut, “En çok vurgulanan konulardan birisi buydu. Sayın Öcalan, önemli olanın halkların durumu, Kürt halkının özgürleşmesi, demokratikleşmesi, Cumhuriyetin demokratikleşmesi olduğunu söyledi ve hep bunların üzerine vurgu yapmış oldu. Ama hem demokrasi güçleri hem Kürt halkı için Sayın Öcalan'ın statüsü çok önemli ve dolayısıyla bir orada bir kazanım olması, orada bir açıklık ve netlik olması, sürecin bundan sonraki ilerleme şeklini de belirleyeceği için Türkiye halklarının da yararına olacak, yine vurgulayalım. Aksini düşünen bir kesim olsa da kesinlikle Sayın Öcalan'ın yürüttüğü çalışmaların, gerçekten barış ve demokrasi için de faydası olacağını görecekler. O yüzden bu statünün netliğe kavuşamamış olmasını eksiklik olarak görüyoruz. Fakat göreceli bir değişiklik, bir rahatlama mutlaka olacaktır” dedi. 
 
‘Statünün yasal çerçeveyle korunması gerekiyor’
 
Kürt kimliğinin tanınması gerektiğini sözlerine ekleyen Elif Bulut, "Kürt dilinin her alanda özgürce, rahat konuşulması, öteki bir dil olmayan bir şekilde hayatımıza dahil edilmesi ve bu statünün yasal çerçeveyle korunması gerekiyor ki Kürt halkı bunca yıldır verdiği mücadelenin, bir kazanıma dönüştüğünü daha net görebilsin. Tabii ki yasanın tek eksikliği bunlar değil. Tüm hukuk statüsündeki demokratikleşmenin eksikliği, ilerleyen dönemlerde toplumun aleyhine olabilecek bir durum olabilir. O yüzden ilk etaptaki eksikliklere odaklanıp onları tamamlamak, ikinci aşamalarda da Türkiye'nin, yasanın, hukukun ve tüm bu yürütülen çalışmaların demokratikleşmesini sağlamak” diye aktardı. 
 
‘Toplum ikna edilmeli'
 
Bu sürecin tek başına DEM Parti’nin, Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin yürüteceği bir süreç olmadığını kaydeden Elif Bulut, “Bir taraf yürütüyorsa eğer eksik kalır. Zaten bunca yıldır verilen mücadelenin bu kadar uzun sürmesinin sebebi de konunun sadece Kürt halkının ya da Kürt halkının örgütlü mücadelesine bağlı ya da birlikte hareket edilen sosyalist yapıların, demokrasi güçlerinin mücadelesine bağlıymış gibi bir sınır çerçeve içerisinde kalmış olması. Bir kısmı gerçekten destek olsa ve birlikte yürütülecek olsa da tam anlamıyla bu sürecin bir kazanıma dönüşmesi için uğraşmaması, bize çok zaman kaybettirdi. Biz dediğim halklarız. Türkiye'deki tüm yaşayan halkların zamanına, canına, özgürlüğüne mal olmuş oldu. O yüzden yeni çıkacak olan yasanın hayata geçmesinde mutlaka tüm toplumun kendi kesimlerini ikna etme ihtiyacı var” dedi.
 
‘Herkesin bu sürecin bir tarafından tutması gerekiyor’
 
Elif Bulut, tüm kesimlerin süreci sahiplenmesi çağrısında bulunarak, şu ifadelere yer verdi: “Kafalarda soru işaretleri varsa, o soru işaretlerinin körüklenmemesi, tam tersine müzakere, diyalog, konuşma, anlatmayla çözülmesini benimsemek lazım. Bu sadece DEM Parti ve birlikte hareket eden demokrasi güçlerinin değil, bu ülkenin muhalefetinin, iktidarının başlıca sorumluluğu. Diğer kesimlerin de gerçekten ulusalcı kafa ile bakıp bu sürecin aleyhinde çalışan, sadece tek bir ulusun kendi yararı gibi bakıp davrananların sorumluluğu da. Çünkü tarihi bir dönemde yaşıyoruz. Gelecek nesillerin geçmişteki hataların bedelini, bugünkülere mal etmemesi için herkesin bu sürecin bir tarafından tutması, eksiklikleriyle birlikte alıp daha da iyiye gitmesi için çalışması gerekiyor. Bizim çağrımız da bu yönde.”