Kafes balıkçılığına karşı direniyorlar
- 09:09 12 Ağustos 2026
- Ekoloji
Elfazi Toral
RİZE – Pazar ilçesine bağlı Balıkçı köyünde geçimini asırlardır denizden sağlayan kadınlar, bölge açıklarında kurulmak istenen kafes balıkçılığı projesini istemiyor. Buna karşı nöbet eylemi başlatan kadınların direnişi iki yıldır kesintisiz bir şekilde sürüyor. Projenin deniz ekosistemini ve temel geçim kaynaklarını yok edeceğini belirten balıkçı Hacer Yurtsever, “Denizimizden ve ekmeğimizden vazgeçmiyoruz sonuna kadar direneceğiz” dedi.
Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı köyü sakinleri, bölge açıklarında kurulmak istenen kafes balıkçılığı projesine karşı başlattığı direnişi kararlılıkla sürdürüyor. İki yıldır projeye karşı mücadele eden kadınlar, iki aydır nöbet tutuyor. Her geçen gün büyüyen eyleme farklı bölgelerden de destek veriliyor. Köyü halkı, projenin tamamen iptal edilmesi ve şirketlerin bölgeden çekilmesini istiyor.
Kafes balıkçılığına karşı verilen direnişte yer alan Hacer Yurtsever ile konuştuk.
Köylerinin yıllardır balıkçılık ile geçimin sağlandığını söyleyen Hacer Yurtsever, "Herkesin teknesi var. Eşiyle, çocuğuyla, herkes balığa çıkıyor. Burada halkın yüzde 80-90'ı geçimini balıkçılıkla sağlıyor. Çayımız da var ama çaylığımız çok küçük; Buranın her şeyi balıkçılıktır. 2023'ten beri ÇED raporu diye bir şey çıktı. Bizim haberimiz yoktu. Bizimle ilgisi olmayan başka bir köyden ÇED raporu çıkarılmış. Buraya, denizin üstüne balıkçılık tesisi kurulmasına dair bir rapor hazırladılar. Bizim köy halkının onayı yok, bizimle ilgisi yok; Merdivenli köyünden onayı almışlar. Bizim bundan hiç haberimiz yokken geldiler. İki sene boyunca kafes kurdular. Bir tane boş kafes kurdular, dağlıktan onu işletme hâline getiremediler; çünkü içinde şu anda balık yok. Biz iki yıldır köy halkı olarak direniyoruz, buralarda toplanıyoruz. Burada deniz bizim ekmeğimiz, ürünümüz, her şeyimiz. Kendi ekmeğimize, kendi denizimize sahip çıkıyoruz" dedi.
2 yıldır soluksuz bir mücadele
Yaklaşık iki yıldır kadınlar öncülüğünde kafes yapımına karşı mücadele yürüttüklerini dile getiren Hacer Yurtsever, mücadelelerinde kararlı olduklarını ve kafes balıkçılığın karşısında duracaklarını ifade etti. Hacer Yurtsever, “Bizimle ilgisi olmayan bir yerde alınan ÇED raporuyla köyümüz zapt edilmek isteniyor. Asker ve polisler tarafından köyümüze baskı yapılıyor. Biz sadece kafes yapılmasın istiyoruz. neredeyse iki yılı geçti. Mücadelemiz devam ediyor, edecek; çünkü kafes balıkçılığını istemiyoruz. Kafes balıkçılığı yapılırsa 33 yıl sürecek. 33 yıl ne demek? Zaten 3 yılda denizler kirlenmeye başlayacak ve geriye dönüş de olmayacak. Balıkçılık tamamen bitecek, burada balıkçılık diye bir şey kalmayacak” dedi.
‘Kümes balıkçılığına izin vermeyeceğiz’
Çay ve balıkçılıkla geçimlerini sağladıklarını söyleyen Hacer Yurtsever, “Bu insanlar çay toplayarak, eşten dosttan borç harç bularak bu tekneleri aldı, yaptırdı. Benim de teknem var. Ben de bütün paramı tekneye yatırdım. Bu tekneler çürüyecek, denize açılamayacağız. Kafes kurulan yer zaten bizim balık tuttuğumuz avlak yerimiz. Deniz büyük tabii ki, ucu bucağı yok ama bizim avlandığımız alan kısıtlı. Havaalanı tarafına da gidemiyoruz. Zaten kafesin kurulduğu yerin 200 metre yakınına yaklaşamıyoruz. Balığımızın olduğu avlak yerimizin üstüne kafes yapmaya devam ederlerse tekneler artık balığa çıkamayacak, ağ atamayacağız. Zaten hava şartlarından dolayı ağı nereye atarsan at başka bir yere gidiyor ve attıkları çapalara takılacak. O ağlar çok pahalı; insanlar balık tutayım diye kolay yatırım yapmıyor. Oraya kafes kurulursa balıkçılığımız da denizimiz de biter. Çok doluyuz, moralimiz çok bozuk. Köylü çok durgun ve üzgün. Buna izin vermeyeceğiz. İzin verirsek kesinlikle balıkçılık diye bir şey kalmayacak, sahil diye bir şey kalmayacak” şeklinde ifade etti.
Uçuş güvenliği tehlikede
Hacer Yurtsever sözlerine şöyle devam etti: “Bu bizim şahsi meselemiz, geçimimiz, ekmeğimiz ama bundan daha büyük bir şey var, uçuş güvenliği. Zamanında ilk havaalanını yaptıran kişi burayı yeşilliğe yaptırmamış. Şimdi burada kafes balıkçılığı yapılırsa kış popülasyonu artacak. Kafes balıkçılığı yapıldığında martılar buraya doluşacaklar. Uçağı sadece biz kullanmıyoruz, Türkiye'nin her yerinden insanlar bu havaalanını kullanıyor. Bir tane martı uçağa çarpsa, bir şey olsa bunun teminatını kim verecek? Bunun garantisini kim verecek? Uçuş güvenliği garantisini bize verebiliyorlar mı? Bu durum bütün Türkiye'yi ilgilendiriyor. Uçuş güvenliği adına CİMER'e kaç bin tane yazı yazdık. Bu büyük bir tehlike. Bizim için hepsinden önemlisi uçuş güvenliği ve bunun garantisi yok”
Köylüler kendi aralarında örgütlendi
30-40 tane kadın buradayız, hepsi balıkçı. Çapayı ilk koyduklarında onu gören geldi. Herkes bir anda kendi kendini örgütledi. Planlanmış bir şey değil. Şu anda hiçbirimizin haberi yoktu ama hemen bir anda toplandık. ‘Ne oluyor?’ diye herkes balkondan, camdan gözlüyor. Gece gündüz kadınlar olarak kafesi ve dumanı kolluyoruz. Kimseye bir şey dememize gerek kalmıyor. Limanda duranlar balkondan bakıyor, yukarıda olanlar tepelerden denizi süzüyor. Köyümüz ilk defa kendi kendine kenetlendi. Olaysız, kavgasız bir köyüz, ama bu olayda herkes kendini buraya attı. Duyan, gören geldi. Koordinasyon bu şekilde sağlandı.”
'Mücadeleyi bırakmıyoruz'
“Herkes işini gücünü bırakıp koşarak buraya geliyor" diyen Hacer Yurtsever, “Bahçede çayı olan, denize gidecek olan herkes apar topar geliyor. Günlük işlerimizi aksatıyor elbette, eksilere düşüyoruz ama kimse mücadeleyi bırakmıyor. Kimse kimseye ‘Hayır, gideceksin’ demiyor, herkes birbirini koordine ediyor. Bu direnişte kadın balıkçılar ön planda. Bu mücadele sadece balıkçıların mücadelesi değil. Hiç balıkçı teknesi olmayanların burada denize girme durumu var. Ben 5 yaşımdan beri denizdeyim. Yukarı köylerden gelip yüzmeyen bile buranın manzarasını seviyor. Bu kafes balıkçılığı projesi hayata geçirilirse ne denize girebiliriz ne de balığa çıkabiliriz. Balıkçılık ölür" dedi.
‘Sonuna kadar direneceğiz’
Hacer Yurtsever, son olarak şunları söyledi: “Öğretmenlik yaptım, emekli olunca kaptanlık belgesi aldım. Birikimimle 5.5 metrelik bir tekne yaptırdım. Balıkçılık zor bir meslek; canla cebelleşiyorsun. Ağ takılıyor, deniz dalgalanıyor. Bu mücadele kazanılırsa yeniden doğmuş gibi olacağız. Kadın, erkek, çocuk kimse bu limanı bırakmayacak. Kirlenen diğer denizlerdeki insanlar bize ‘Biz sahip çıkamadık, siz sahip çıkın’ dediler. İki senedir sahip çıkıyoruz. Mücadeleden kimse kaçmasın. Biz temiz denizimizi, ekmeğimizi koruyoruz. Şu anda bizimkisi ekmek kavgası. Kafes balıkçılığı yapılırsa deniz kirlenecek, kimse yüzemeyecek, balıkçılık yapamayacak. Zenginleri daha zengin yapmak istiyorlar. Fakirden ne istiyorlar? Biz bunu istemiyoruz. Bu projeye destek verenler, izin çıkaranlar acaba gece rahat yatabiliyorlar mı? Vicdanlarına sesleniyorum. Herkes Allah'tan, Kur'an'dan bahsediyor ama kimse göründüğü gibi değil; herkes paranın peşinde. Biz bunu istemiyoruz ve sonuna kadar direneceğiz.”







