‘Türkiye toplumu Kürdistan’daki yasa bakmalıdır’
- 09:01 24 Ağustos 2026
- Güncel
Melek Avcı
ANKARA - Kürdistan’ın birçok kentinde kurulan taziyelerde yaşamını yitirenlerin yakınları yaslarını tutarken barış talebini yükseltiyor. Buna dikkat çeken kadınlar, Türkiye toplumuna “Kürdistan’daki yasa bakın” çağrısı yaparak, kalıcı barışın toplumsal yüzleşme, hakikatin açığa çıkarılması ve kadınların örgütlü katılımıyla mümkün olacağını vurguladı.
Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde farklı tarihlerde ve yerlerde yaşamını yitirenler için Kürdistan’ın birçok kentinde taziyeler kuruluyor. Barış Anneleri, barış demekten bir kez olsun vazgeçmezken, taziyeye katılan binlerce insan, bugünkü süreci mücadele veren ve mücadelede yaşamını yitiren özgürlük gerillalarına borçlu olduklarını birçok kez dile getirdi. Sürecin demokratik ve eşitlikçi bir barışa evrilmesi için miraslarını devralacakları mesajı da sıkça paylaşılıyor.
‘Bir tarafta yas, bir tarafta barış talebi yükseltiyorlar’
Kürdistan kentlerinde kurulan taziyelere dair konuşan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Sevim Fidan, bugün taziye yerinden gelen barış mesajlarının sürece dair umutları yeşerttiğini ifade etti. Sevim Fidan, “Bir yandan çerçeve yasa çıkarken iktidarın atması gereken adımlar atılmıyor. Şehit olan gerillaların aileleri taziye çadırları kurmuş durumda. Bir taraftan yas tutarken, bir taraftan yine annelerimiz ve şehitlerimizin yakınları barışta ısrar ediyor. Bu noktada iktidarın en kısa zamanda adım atması gerekiyor. Beklentimiz bu yönde. Gerçekten de bugün Türkiye toplumunun da oraya bakması gerekiyor. Anneler çocuklarını kaybetmişler. Buna rağmen barış taleplerini yükseltiyorlar. Bir taraftan yaslarını tutarken, diğer yandan barış talebini yükseltmeleri gerçekten insanlara umut veriyor, bize umut veriyor. Bu, Türkiye toplumuna da umut vermesi gereken bir durum. Bugün eylemde olan şehit, gazi ailelerine de bu durumu aslında anlatmamız gerekiyor. Halkların eşit olması gerektiğini ve aslında Kürt annelerin, Kürt ailelerin yaslarını tutamadıklarını anlatmalıyız. Şimdiye kadar hem yaslarını tutup hem de barış talebini dillendirmeleri çok çok önemli. Çok kıymetli. Türkiye toplumuna buradan sesleniyorum. Aynı şekilde bu insanların yasına ortak olmak, onların da barış talebini dile getirmesi çok önemli diye düşünüyorum” diye belirtti.
‘Hem yasımızı tutacağız hem barış talebini dillendireceğiz’
Bu süreçte Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak taleplerinin belli olduğunu belirten Sevim Fidan, “Özellikle ‘Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması gerekiyor. Bir yandan ‘affedilecek’ deniliyor fakat affedilecek bir şey olmadığını düşünüyoruz kendi adımıza. Şimdiye kadar zulme uğrayan Kürtlerin, işçilerin, emekçilerin, kadınların, çocukların yanında durduk. Böyle baktığımızda da affa ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. Bir suçumuz olmadığını düşünüyorum. Ve barış talebimiz yine devam edecek. Bunu her yerde anlatıyoruz. İnsanların olduğu her yerde, Batı’da, Kürdistan’da zaten arkadaşlarımız gidiyorlar, konuşuyorlar halkla. Dediğim gibi gerçekten çok büyük bir yas var. Şimdiye kadar yasımızı tutamadık. Şimdi hem yasımızı tutup hem de barış talebimizi dillendireceğiz, her yerde, her zaman dillendireceğiz” dedi.
DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ise barış talebinin sadece hukuki düzenlemeler yapıldığı dönem olmadığını söyleyerek, “Bir çatışma-dönüşüm, çatışma-çözüm süreci gibi bir süreçteyiz ve bu süreçte, bütün dünyada olduğu gibi bu topraklarda da çeşitli hukuki, toplumsal düzenlemeler yapılıyor. Ama biz biliyoruz ki barış talebi, savaşlar son bulsun talebi sadece mevzuat, hukuki düzenlemelerle ilgili bir şey değil. Bunun kocaman bir yaşamsal boyutu var ve çatışma-çözüm dönemlerinde açığa çıkan en temel şeylerden biri o dönemde hayatlarını kaybetmiş olanlara ilişkin. Gerilla olabilir hayatını kaybedenler ya da şehir çatışmalarında yaşamını yitirmiş olabilir ve o kayıpları bir de zamanında bilemiyoruz. Bugün birçok kayıp açıklandı. Çatışma süreçlerinde hayatlarını kaybeden gerillalar olsun ya da şehir, kent çatışmalarında olsun ve belki 3 yıl önce, 5 yıl önce kaybedilenlerin bugün kimlikleri açıklandı ve bu muazzam katmerli bir yas dönemidir” sözlerini kullandı.
‘Önünde saygıyla eğilinmesi gereken bir durum’
“Ne demek bu katmerli yas?” diye devam eden Özgül Saki, “Bir sevdiğinizin, çocuğunuzun, kardeşinizin artık dünyada olmadığı haberi geliyor size. Bu başlı başına bir şeyken, bir de üstelik zamanını da bilemiyorsunuz. Belki 3 yıl, 2 yıl, 1 yıl önce olmuş ama şu an olmuş gibi yeni bir yas boyutu var ve bu yas boyutuna rağmen, kayıpların ardından yas tutmak çok önemli bir süreç olmasına rağmen ve bu devletin özellikle bu çatışma süreçlerindeki suçları meselesi hâlâ gündemimizde dokunulmamış bir vaziyette beklerken, aynı zamanda kayıp yakınları diyorlar ki ‘barış istiyoruz.’ ‘Bizim çocuğumuz, bizim sevdiğimizin başına bu geldi, öyleyse biz de intikam istiyoruz’ demiyorlar. Bu çok önemli. Diyorlar ki başka ölümler olmasın. Başka yerlere ateş düşmesin. O yüzden ‘biz bu süreci çok sahipleniyoruz’ diyorlar. Bu gerçekten önünde saygıyla eğilinmesi gereken bir durum” dedi.
‘Bu süreci örgütlülük ve kadın dayanışmasıyla sona erdireceğiz’
Yas döneminde kadınların konumunun da çok önemli olduğunu ifade eden Özgül Saki, “Şimdi çatışma süreçlerinde her düzeyde kadınların örgütlü katılımı meselesi kalıcı bir barış için çok önemli. O yüzden biz burada da bunu sadece tek tek kadınların komisyonlarda yer alması değil, kadınların örgütlü bir kadın hareketi olarak bu sürecin parçası olma meselesi çok önemli ve yasların da hakkıyla tutulabilmesi açısından kadınların pozisyonları çok çok önemli. Biz daha yolun başında bile değiliz aslında ve bu çatışma dönemlerinde insanlığa karşı işlenmiş suçlar diye bir suç başlığı var ve bütün dünya örnekleri gösteriyor ki, kayıtlar gösteriyor ki bu suçların yüzde 85’ten fazlası kamu görevlileri, devlet görevlileri tarafından işlenmiş suçlar. Dolayısıyla bizim daha kadın bedenine yönelik savaş suçlarıyla ilgili hakikat komisyonlarına, yüzleşme komisyonlarına ihtiyacımız var. Bu tür yas süreçleri de aynı zamanda politik bir ilişkilenme ağı da yaratan bir şey ve örgütlülükle, kadın dayanışmasıyla bu süreci sona erdirmekle yükümlüyüz” diye konuştu.
Yüzleşme ve hakikat
Özgül Saki şunları söyledi: “Önümüzdeki en temel şey, bir taraftan devlet, Meclis kanadında çeşitli komisyonlar yürürken sadece oradaki komisyonlarda kadınların olması değil, örgütlü bağımsız kadın örgütlerinin de bu sürece örgütlü dahiliyeti konusunda görüşmeler yapıyoruz. Bir kere burayı izleyeceğiz. Buraya örgütlü katılım meselesi çok önemli. Diğer taraftan bunun toplumsal ayağı var. Hakikat ve yüzleşme komisyonları gerekli. Kadın bedeninin savaş meydanı haline getirilmesi karşısında kocaman bir tarih yaşadık biz. Dolayısıyla sadece acıları yeniden bilince çıkartmak değil mesele. Tam aksine kalıcı bir barış, tam geçmişte yaşadıklarımızın bir muhasebesi, yüzleşmesi ve hakikatin açığa çıkmasıyla olur.”







