Manisalı yurttaşlar: Önderliğimizi görmek istiyoruz
- 09:09 24 Ekim 2026
- Güncel
MANİSA - Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve somut adımların atılması gerektiğini belirten kadınlar, kalıcı barışın sağlanması çağrısında bulundu.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yapmış olduğu çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum süreci 20 aydır devam ediyor. Süreç kapsamında Kürt Özgürlük Hareketi silah yakma ve geri çekilme adımlarını atarken, Abdullah Öcalan’ın süreçte üstlendiği müzakereci ve koordinatör rolü ise henüz yasal güvenceye kavuşturulmadı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması ve kalıcı bir çözüme evrilmesi, demokratikleşme yönünde somut adımların atılmasına bağlı olduğu tartışmaları öne çıkarken sürecin gerektirdiği yasal ve siyasi düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirilmesi, Kürt sorununun demokratik çözümü ve halkların eşit, özgür bir arada yaşamının güvence altına alınması açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Manisa’daki kadınlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına yönelik taleplerini anlattı.
‘Bunca acı yaşadık ama her şeye rağmen barış diyoruz’
Barış ve Demokratik Toplum sürecinin geldiği aşamaları takip ettiklerini belirten Münevver Özsoy, süreçle birlikte kapıların siyasi tutsaklara açılacağını umut ettiğini söyledi. Sürecin olumlu yönde ilerleyebilmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile siyasi tutsakların halkla bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Münevver Özsoy, “Önderliğin üzerindeki tecridin kalkması adına, Önderlik daha ne yapacak? Şehit anneleri tepkili olmakla birlikte umutlu da, bu umudu boşa çıkarmamak hepimizin görevidir. Kürdistan’da insanlarımızın kan dökmediği bir karış toprak kalmadı. Biz artık tamamen siyasetin çözüm getireceğine inanıyoruz. Mesela benim kardeşimin bir mezar taşı yok, annem bu acı ile vefat etti. Babamı devlet 1993’te katletti. Bunca acı yaşadık ama her şeye rağmen barış diyoruz. Devlet bunun kıymetini bilmelidir. Biz kötü bir şey istemiyoruz. İstediğimiz tek şey anaların hangi ana olursa olsun ağlamaması. Yıllarca mezar taşı olan yakınlarımızın mezarlarına gitmeye bile JİTEM yüzünden çekindik. Bu saatten sonra Önderlik elinden geleni tek taraflı yaptı ve yapıyor artık tecridin son bulması gerekiyor” dedi.
‘Hiçbir ana evlat acısı çekmesin’
Hırsızların, faillerin, uyuşturucu satıcılarının özgür bir şekilde dolaşırken siyasi olarak farklı düşünen insanların dört duvar arasında olmasını anlamsız bulduğunu kaydeden Necla Korkmaz ise, “Dilimiz, kültürümüz, kimliğimiz yasaklandı. İçeridekilerin ne yapmasını bekliyorlar? Dünya hepimize yeter. Mezarlıklarımızın tahrip edildiği bombalandığı bu insanlık dışı savaş son bulsun istiyoruz. Karnımız yalanlara ve samimiyetsizliklere tok. Daha önce de bize çok fazla yalan söylendi. Neyin ne olduğunun farkındayız. Süreç bizim açımızdan devam ediyor ve var. Ama devlet açısından yokmuş gibi görünüyor. Bizi kandırdıklarını düşünüyorlar ama kendilerini kandırıyorlar. Önderliğimiz tutsak ve tecrit altında olduğu sürece barış görüşmelerinden olumlu bir sonuç alamayız. Silahlar yakılmadı mı? Bu insanların siyasi çalışma yürütmesi önünde ne gibi bir engel kaldı? Barış ciddiyet gerektirir. Bizim dilimiz Kürtçe ve bizi yıllardır Türkleştirmeye çalışmaktan bir sonuç alamadınız. Bunun farkına varın artık. Ben evladını kaybetmiş bir anne olarak evlat acısının ne olduğunu çok iyi biliyorum ve o yüzden diyorum ki hiçbir ana evlat acısı yaşamasın” diye belirtti.
‘Önderliğimizi görmek istiyoruz’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 yıldır tutsak olduğunu ve Kürt halkı için her gün emek verdiğini ifade eden Mihbet Esen de Kürt halkının varlığının Abdullah Öcalan ile gerillalar sayesinde görünür olduğunu dile getirdi. Mihbet Esen, “Gerilla mücadelesinden önce ‘Biz Kürdüz’ diyemiyorduk. Anneme cezaevlerinde Türkçe konuşma dayatıldı. Annem görüşe gitti birçok defa ve konuşamadan geri döndü. Önderimiz ve dağdakiler ayaklandı ve birçok hakkımızı aldık ve eğer bugün bir yere varmak istiyorsak yani başarılı olmak istiyorsak birleşmekten başka çaremiz yok. Bu yaşananlardan Kürt olup da nasibini almamış kimse kalmadı. Bize askerlik dayatıldı yani asker de biziz. Biz kadınlar olarak Önderimizin açtığı yoldan yürümeye kararlıyız ve bir an önce Önderimiz üzerindeki tecrit son bulmalı. Onu görebilmeliyiz” diye konuştu.
‘Yarın çok geç olabilir bir adım atılmalı’
Devletin adım atma konusunda yavaş kaldığını belirten Halime Kaban, “Önderliğin üzerindeki tecrit devam ediyor. Yarın çok geç olabilir bir adım atılmalı. Önderlik bir an önce bizlerle bir araya gelmesinin şartları oluşturulmalıdır” ifadelerine yer verdi.







