Mor Çatı gönüllüsü Elif Ege: Kadın sığınakları bağımsız olmalı
- 09:05 14 Ekim 2026
- Güncel
Rojin Abay
İSTANBUL - Mor Çatı Sığınağı Vakfı'ndan Elif Ege, kadınların şiddetten uzaklaşma sürecinde ihtiyaçlarının esas alınması gerektiğini belirterek, bağımsız kadın sığınaklarının ve anadilde desteğin önemine dikkat çekti.
Şiddete maruz bırakılan kadınlar, şiddet ortamından uzaklaşmak için yaşamlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bu noktada kadınlar için özgür yaşam alanlarının oluşması önemli bir rol oynarken, kadınların gitmek zorunda bırakıldığı “sığınaklarda” uygulanan kısıtlayıcı kurallar, kadınların özgürlük alanlarını daraltarak şiddetten uzaklaşma süreçlerini daha da zorlaştırabiliyor.
Mor Çatı Sığınağı Vakfı gönüllüsü Elif Ege, çalışmaları ile kadınların ihtiyaç ve taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Kadının talebi merkeze alınmalı’
Mor Çatı Sığınağı Vakfı’na farklı kanallardan ulaşılabildiğini belirten Elif Ege, kadınların ihtiyaçlarına göre hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Elif Ege, "Bazen yalnızca küçük bir soru sormak için ararlar, bazen de yaşadıklarını uzun uzun anlatmak isterler. Çalışmamızda en önemli noktalardan biri, kadının talebini merkeze almak ve onun önceliklerini gözetmektir. Bir kadın yalnızca bir soru sorup görüşmeyi sonlandırmak istiyorsa ona başka konuları konuşmayı dayatmamak gerekir. Talep ettiği bilgiyi, istediği şekilde kendisiyle paylaşmak önemlidir. Bazen kadınlar yalnızca yaşadıkları şiddeti ve bunun üzerlerindeki etkilerini konuşmak isterler. Başvurabilecekleri yasal mekanizmalar olduğunu bilsek bile, bu konuda bilgi almak istemiyorlarsa söz konusu bilgiyi onlara dayatmamak gerekir” şeklinde ifade etti.
'Her kadın biriciktir ve kalıplara sığdırılamaz'
Kadınlarla kurulan ilişkide, kurtarıcı bir tutum yerine onların kendi kararlarını verebilmelerine alan açılmasının önemine dikkat çeken Elif Ege, “Şiddetten uzaklaşma mücadelesi uzun, çetrefilli ve çok katmanlı bir süreçtir. Bir kadın belirli bir taleple başvurabilir, ancak zamanla ihtiyacı değişebilir. Örneğin, başlangıçta psikolojik destek düşünmemişken daha sonra bu konuda destek almak isteyebilir. Bu nedenle temel bilgileri paylaşmak, kadının talebine yanıt vermek ve daha sonra yeniden başvurabilmesi için ona alan açmak önemlidir. Dayatmamak çok önemli. Bazen bir kadın için neyin en iyi olduğunu bildiğimizi düşünebilir, onu kurtarmak isteyebiliriz. Ancak hiçbirimiz kurtarılmış değiliz. Kadın kendi yolunu, kendi özgül koşulları ve içinde bulunduğu durum doğrultusunda kendisi bulacaktır. Her kadın biriciktir ve kalıplara sığdırılamaz. Dolayısıyla bizim ondan beklediğimiz ya da onu konumlandırdığımız yerden değil, kendi ihtiyaçlarından hareketle değerlendirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
‘Başvuru mekanizmaları anadilde hizmet vermeli’
Kadın dayanışma çalışmalarının yürütüldüğü bölgelerin toplumsal koşullarının gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Elif Ege, kadınların destek mekanizmalarına erişiminde bölgesel koşulların ve anadilde desteğin önemine dikkat çekti. Elif Ege, “Kadınlar, kimi zaman destek alamadıkları için öldürülebiliyor. Biz her zaman kadınların bütün başvuru mekanizmalarına erişilebilir olmasını, anadillerinde destek alabilmelerini savunuyoruz. Aslında bizim çalışmamız da biraz böyle. Burada da belediyeden kadınlarla beraber oluyoruz. Mor Çatı çalışmasını bir örnek olarak sunmaya ve bu çalışmayı yapmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Tam da bu nedenle ana dilde eğitim ve destek vermeyi düşündüğümüzde kadınların özgül koşullarını gözeten bir destek ve dayanışma mekanizması kurulması gerekiyor. Biz de bunun için kadın hareketi olarak Türkiye’de hep birlikte mücadele ediyoruz” dedi.
‘Şiddet ve engeller çok katmanlı’
Türkiye’de kadınların destek mekanizmalarının her aşamasında çok sayıda engelle karşılaştığını aktaran Elif Ege, “Bir kadın şiddetle ilgili bilgi almak için güçlükle kendini toparlayıp bizi arayabiliyor. Ancak daha sonra başvurduğu mekanizmaların her aşamasında çeşitli bariyerlerle karşılaşabiliyor. Bu engeller karakolda başlayabiliyor. Şiddet normalleştirilebiliyor. Kadına ‘Kocandır, bir sefer olmuştur’ denilebiliyor. Şiddet önemsizleştiriliyor, yanlış bilgi veriliyor ya da kadın, başvurusundan vazgeçirilecek yaklaşımlarla karşılaşıyor. Savcılıkta, mahkemede, sosyal hizmet uzmanlarıyla görüşürken veya sığınakta da benzer tutumlarla karşılaşabiliyor. Dolayısıyla engeller çok katmanlı” diye belirtti.
‘Şiddeti normalleştiren tutumlara son verilmeli
Karakollara başvuran kadının kendi dilinde destek alabilmesinin yanı sıra doğru mekanizmalara yönlendirilmesinin önemini vurgulayan Elif Ege, “Anadilde destekten söz ederken, bu noktaya da dikkat çekmek istiyorum; Bir kadının polise başvurduğunda kendi dilinde destek alabilmesi çok önemli, ancak tek başına yeterli değil. Doğru desteğe ulaşması, doğru bilgi edinmesi, caydırıcı ya da şiddeti normalleştiren yaklaşımlarla karşılaşmaması da gerekiyor. 6284 sayılı Kanun, özellikle İstanbul Sözleşmesi'nin yokluğunda, kadınların şiddetten uzaklaşmasını sağlayacak mekanizmaların en azından bir kısmını sunan çok önemli bir kanun. Ancak kanunun uygulanmasındaki sorunlar kadınların önünde engeller yaratmaya devam ediyor” dedi.
'Kadın sığınakları bağımsız olmalı'
Sığınakların kadının özgürleşmesini ve özerkliğini esas almak yerine, devlet eliyle güvenlikçi, kısıtlayıcı ve cezalandırıcı politikalarla yönetilmesinin kadını şiddet ortamından uzaklaştırmadığını, aksine yeniden şiddet döngüsüne mahkûm ettiğini vurgulayan Elif Ege, bağımsız kadın sığınaklarının hayati öneminin altını çizdi. Kadın sığınaklarının bağımsız olması gerektiğine işaret eden Elif Ege, “Bunu defalarca vurgulamalıyız. Kendi çalışmalarımızda da görüyoruz ki, sığınakların yalnızca güvenlik odaklı ve cezalandırıcı bir yaklaşımla yürütülmesi, kadınların şiddetten uzaklaşmasını engelliyor. Örneğin, sığınaklarda kadınların cep telefonlarına el konulabiliyor ya da giriş çıkış saatleri kısıtlanabiliyor. Bir kadın, saat kısıtlamaları nedeniyle işine devam edemeyebilir. Telefonu, en sevdiği arkadaşlarıyla iletişim kurabilmesi ve kendisini daha iyi hissetmesi açısından önemli olabilir. Elbette gerekli güvenlik önlemleri alınmalı ancak kadının telefonuna el konulması ve yaşamının kısıtlanması, onun destek mekanizmalarından uzaklaşmasına ve şiddet ortamına geri dönmesine neden olabilir. Bu nedenle bağımsız kadın sığınakları çok önemli” sözlerine yer verdi.
Kürt hareketiyle ortak mücadele hattı
Kürt Kadın Hareketi ile feminist hareket arasında uzun yıllardır süren dayanışmanın ataerkil politikalara karşı en temel direniş hattı olduğunu söyleyen Elif Ege, son olarak şunları söyledi: “Kürt Kadın Hareketi ile feminist hareket arasında çok uzun yıllardır süren ve hepimizin gurur duyması gereken bir dayanışma var. Yıllar içinde birbirimizden öğrenerek, tartışarak ve analiz ederek bu dayanışmayı büyüttük. Artık hep beraber hareket etmeyi biliyoruz. Bence bu dayanışmayı korumak, sürdürmek, bu tartışmayı ve birbirimizden öğrenmeyi devam ettirmek çok önemli."







