Gençler süreçte eşit temsiliyet ve güven istiyor
- 09:02 13 Temmuz 2026
- Güncel
Melike Aydın
İSTANBUL - Genç kadınların eşit temsil, toplumsal cinsiyet eşitliği ve güven temelinde bir barış istediğini söyleyen GO-FOR Koordinatörlerinden Berfin Atlı "Genç kadınların görüşlerini sürece taşıyacak kalıcı mekanizmalar kurulmalı" dedi.
Gençlik Örgütleri Forumu (GO-FOR), Hakikat Adalet ve Hafıza Merkezi 47 il, 255 ilçede 18-35 yaş aralığındaki bin 741 gençle “Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci: Duygular Deneyimler ve Beklentiler” başlığı ile hazırladıkları araştırmanın raporunu geçtiğimiz haftalarda açıkladı.
GO-FOR Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Savunuculuk Koordinatörü Berfin Atlı, araştırmanın sonuçlarını değerlendirerek, genç kadınların, barış süreçlerine ilişkin beklentilerini anlattı.
* Araştırma hangi ihtiyaçtan doğdu?
Siyasi aktörler, uzmanlar ve gazeteciler süreci tartışıyor. Biz de Gençlik Örgütleri Forumu olarak komisyona görüş sunduk. Ancak bu sürecin sonuçlarını en uzun süre yaşayacak kuşak olan gençlerin ne düşündüğünü yeterince bilmiyorduk. Oysa bugün 18-35 yaş arasındaki gençler 2013-2015 çözüm sürecini çocukluk ya da ilk gençlik döneminde deneyimledi, ardından yeniden başlayan çatışmalı süreçte yetişkin oldu. Bugün yürütülen tartışmaların ekonomik, toplumsal ve siyasal sonuçlarını da en çok onlar yaşayacak. Buna rağmen gençlerin çoğunlukla hakkında konuşulan, ama sürecin öznesi olarak görülmeyen bir grup olduğunu düşündük. Bu araştırmayla biraz da bu boşluğu doldurmayı amaçladık.
* Bu araştırma Türkiye gençliğine dair nasıl bir tablo sunuyor?
Araştırma gençlerin tutumunu iki kutupta, destekliyor veya desteklemiyor ekseninde ölçmüyor. Duygularına ve gündelik hayatlarına odaklanıyor. Gençlerin Yüzde 70'i gidişatı olumsuz buluyor. öncelikleri ‘güvenlik’ ya da ‘terör’ değil ekonomi, hukuk ve adalet. Yüzde 90’ından fazlası bir partiye, derneğe üye değil, yarısı gidişata etki edemediğini düşünüyor. Bu durum ilgisizliği değil, süreçlerin dışında kalma hissini gösteriyor. Gençliği homojen görmüyoruz. ‘Kaygılı karşıtlar’, ‘Temkinli destekçiler’ gibi profillerle inceliyoruz. Araştırmayı tekrarlamak yerine sivil toplum olarak gençlerin sürece katılımını sağlamaya çalışacağız.
* Araştırmaya kaç genç kadın katıldı? Görüşlerini paylaşma konusundaki ilgi nasıldı?
Katılımcıların Yüzde 49'unu kadınlar oluşturuyor. Araştırma kadınların siyasete ilgisiz olduğu varsayımını çürütüyor; güçlü değerlendirmeleri var ancak kamusal alanda kendilerini sınırlanmış hissediyorlar.
* Veriler, genç kadınların Türkiye'nin genel gidişatını erkeklere göre daha olumsuz değerlendirdiğini gösteriyor. Ayrıca yargıya güven düzeyi de genç kadınlarda yaklaşık 10 puan daha düşük. Bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz?
Bu iki bulgu birbirini tamamlıyor. Kadınlar eğitim, istihdam ve güvenlikte eşitsizlikleri daha derin yaşıyor. Yargıya güvenin 10 puan düşük olması da şiddet davaları, cezasızlık ve koruma kararları gibi somut tecrübelerle ilgili. Adalet sistemine güvenmeyen genç kadınların sürece temkinli yaklaşması anlaşılırdır toplumsal cinsiyet eşitliği süreçle birlikte ele alınmalıdır. Kurumsal güveni değerlendirirken gündelik yaşam deneyimlerinin onlar açısından etkili olduğunu düşünüyoruz. Araştırmanın geneline de baktığımızda böyle.
* Genç kadınların yalnızca yüzde 42'si ülkenin gidişatına etki edebileceğini düşünürken, erkeklerde bu oran yüzde 50. Öte yandan genç kadınların yüzde 75'i sosyal medyada siyasi görüşlerini paylaşırken tedirgin olduğunu ifade ediyor. Genç kadınların kendilerini kamusal ve siyasal alanın dışında hissetmelerinin nedenleri neler?
Kadınlar ayrımcılık, erkek şiddeti ve dijital şiddet baskısı altında var olmaya çalışıyor. Siyasal sessizlik ev içinde de üretiliyor. Kürtçe ana dilli gençlerde bu oran yüksek. Sosyal medya da güvenli değil; linç edilme, hedef gösterilme, iş-eğitim hayatında zarar görme kaygısı taşıyorlar. Kendilerini güvende hissetmemeleri demokratik katılımın sınırlandığını gösterir. Temsilin eşit bir şekilde işletiliyor olması lazım. Genç kadınlar yalnızca siyasal tartışmaların içinde değil, toplumsal cinsiyet temelli bütün ayrımcılıklarda erkek şiddetinde, dijital şiddette, çevrimiçi hedef göstermede, aile kurumunun içindeki şiddet pratiklerinde, kamusal alandaki cinsiyetçi baskıların içinde siyaset yapmaya çalışıyorlar. Sadece toplantılar düzenlemekle olmuyor. Genç kadınların konuşabilecekleri o güvenli alanların oluşturulması gerekiyor.
* Araştırmada kadınların önemli bir bölümü Kürt meselesini eşit vatandaşlık ve haklar sorunu olarak görürken, bir kesim güvenlik eksenli değerlendiriyor. Siz neler söylemek istersiniz?
Genç kadınlar tek bir ideolojik hatta sıkışmıyor. Kürt meselesinde haklar-demokratikleşme ve güvenlik eksenli iki yaklaşım var. Yıllarca empoze edilen güvenlik dilinin karşılık bulması şaşırtıcı değil. Ancak gençlerin çoğu toplumsal barışı hukuk devleti ve eşit vatandaşlıkla bağdaştırıyor. Kadınların hak temelli yaklaşıma yakınlığı yaşadıkları eşitsizliklerle ilgili.
*Genç kadınların süreç hakkında bilgiye erişimindeki sınırlılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu durum sadece bilgi eksikliği değil, katılım krizidir. Meclis komisyonlarında yaşlı erkekler barış tartışırken genç kadınların adı geçmiyor. Gençlerin Yüzde 50’den fazlası sürece destek verirken, sadece yüzde 35,8'i dahil edildiğini hissediyor. Yani süreçten yana olan gençlerin önemli bir kısmı bile kendisini bu sürecin parçası olarak hissetmiyor. Demokratik barış süreçleri yalnızca sonuçlara odaklanmaz. Yani yöntemin kendisi üzerinden de bir meşruiyet sağlanması gerekiyor. Süreç konuşuluyor ancak toplumsallaşamıyor. Genç kadınların ve farklı kesimlerin görüşlerini sürece taşıyacak kalıcı mekanizmalar kurulmalıdır.
* Genç kadınların yarısı müzakere sürecini destekliyor ancak yüzde 51'i aynı zamanda kaygı duyduğunu söylüyor. Gençlerin sürece temkinli yaklaşmasının temel nedenleri sizce neler?
Desteklemek ve kaygı duymak birbirini dışlayan duygular değil. Araştırmada süreci ilkesel olarak destekleyen ama gidişattan memnun olmayan, "umutsuz destekçiler" adını verdiğimiz bir grup var. Genç kadınlardaki bu temkinli duruşu daha geniş bir güvensizlik zemininde okumak gerekiyor. Biri kurumsal güvensizlik. Kadınların yargıya güveni düşük ve ülkenin gidişatından memnun değiller. Bu güvensizlik, siyasal süreçlere dair soru işaretlerini büyütüyor. İkincisi katılım ve bilgi eksikliği. Gençlerin sadece üçte biri sürece dahil edildiğini hissediyor. Genç kadınların bilgi düzeyi daha da düşük. Sürecin dışında kalma hissi belirsizliği, belirsizlik de kaygıyı besliyor. Buradaki kaygı olumsuz bir durum değil; aksine gençlerin süreci önemsediğini ve daha güçlü güvenceler görmek istediğini gösteriyor.
* Genç kadınların yüzde 93'ü hukuk ve adaletin, yüzde 89'u geçmişle yüzleşmenin, yine yüzde 89'u toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumsal barış için gerekli olduğunu düşünüyor. Bu veriler genç kadınların nasıl bir barış tahayyülüne sahip olduğunu gösteriyor?
Bu oranlar, genç kadınların barışı sadece ‘çatışmasızlık’ olarak görmediğini kanıtlıyor. Talep ettikleri barış hukuk devleti, geçmişle yüzleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekonomik adalet ve eşit yurttaşlık temellerine dayanıyor. Farklı arka planlardan gelseler de gençler bu demokratik ilkelerde ortaklaşıyor. Kadınlar için barış, okulda, iş hayatında, mahkemede ve kamusal alanda, yani doğrudan gündelik hayatta eşit olmak anlamına geliyor.
* Genç kadınlar barış meselesine hangi perspektifle yaklaşıyor?
Araştırma verileri, genç kadınların kurumsal ve yapısal sorunlara çok daha fazla dikkat çektiğini ve barışı yalnızca erkek aktörlerin kendi arasındaki bir uzlaşmasından ibaret görmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kadınlar için adalet sistemi sadece mahkeme salonlarını değil; hak arama yollarının açıklığını ve cezasızlığın önlenmesini kapsarken, ırkçılık başlığı da bir arada yaşamın salt hukuki reformlarla değil toplumsal ilişkilerin kökten dönüşümüyle mümkün olacağını savunuyor. Benzer şekilde derin devlet vurgusu da faili meçhuller ve geçmiş hak ihlallerinin yarattığı toplumsal hafızayla doğrudan bağ kurduklarını gösteriyor. Nihayetinde kadınların bu yapısal sorunları erkeklere kıyasla daha çok öne çıkarması, patriarkal düzende bizzat deneyimledikleri yargı güvensizliği ve buna bağlı olarak geliştirdikleri eleştirel bakış açısıyla tamamen uyum gösteriyor.
* Araştırmanın bütününe baktığınızda genç kadınlar Türkiye'de nasıl bir barış istiyor?
Genç kadınlar barışı yalnızca silahların susması olarak görmüyor; hukuk, geçmişle yüzleşme, toplumsal cinsiyet eşitliği, bireysel özgürlükler ve ekonomik adalet gibi temel koşulların sağlandığı, doğrudan gündelik hayatlarına temas eden köklü bir dönüşüm arıyorlar. Gündelik yaşamda erkeklerden farklı eşitsizliklerle karşılaştıkları için hukukun güçlenmesini ve kamusal hayata eşit katılabilmeyi talep ediyorlar. Araştırmada gençlerin yüzde 70’inin Türkiye'de toplumsal barışın mümkün olduğuna inanması ve farklı kimliklerle yakın ilişki kurabileceğini söylemesi, toplumsal düzeydeki birlikte yaşama iradesinin gücünü kanıtlıyor. Resmi ideolojinin bunca güvenlikçi ve aileci propaganda taarruzuna rağmen genç kadınlar; hukukun işlediği, herkesin eşit yurttaş hissettiği ve farklı kimliklerin özgürce var olabildiği demokratik bir yaşam beklentisini çok güçlü bir mesajla ortaya koyuyor.







