DBP Kadın Meclisi’nden 25 Kasım çağrısı: Mücadeleyi büyüteceğiz

  • 20:00 20 Ekim 2026
  • Güncel
AMED - DBP Kadın Meclisi, 17 Ekim’de gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Kadın katliamları, cezasızlık politikaları ve toplumsal eşitsizliğe karşı örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekilen bildirgede, 25 Kasım’a giderken kadın dayanışmasını ve ortak mücadeleyi büyütme kararlılığı vurgulandı.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi, 17 Ekim’de Amed’de gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, kapitalist modernitenin iktidarcı ve cinsiyetçi zihniyetinin, bölge devletleri ve yerel işbirlikçileri eliyle kadın kırımını sistematik bir savaş politikası olarak sürdürdüğü ifade edildi.
 
Kürdistan ve Türkiye’de kadınlara yönelik şiddet, kadın katliamları, kaybetmeler ve kadınların toplumsal yaşamdan dışlanmasının bu politikaların yapısal niteliğini ortaya koyduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
 
“Yargıdaki cezasızlık uygulamaları, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve kadınların yaşam hakkını güvence altına almayan politikalar, şiddetin devam etmesine zemin hazırlamaktadır. Kültür kırımının ve çocuklara yönelik saldırıların da eşlik ettiği bu süreç, kadınların varlığının yanı sıra halkların özgürlük iradesini, toplumsal hafızasını ve demokratik yaşam olanaklarını hedef almaktadır.”
 
‘Şiddeti üreten zihniyet dönüştürülmeli’
 
Kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel davranışlarla açıklanamayacağına dikkat çeken DBP Kadın Meclisi, kadın bedeni, emeği, kimliği ve iradesi üzerinde denetim kuran erkek egemen zihniyetin aileden hukuka, ekonomiden siyasete, eğitimden kültürel yaşama kadar pek çok alanda yeniden üretildiğini kaydetti.
 
Şiddetle mücadelenin yalnızca sonuçlara karşı koymakla sınırlı olamayacağı vurgulanarak, “Bu nedenle şiddetle mücadeleyi yalnızca sonuçlarına karşı koymakla sınırlı görmüyor; şiddeti ve eşitsizliği üreten zihniyetin, kurumların ve toplumsal ilişkilerin dönüştürülmesini temel bir zorunluluk olarak değerlendiriyoruz” denildi.
 
Kadınların kendi yaşamları üzerinde söz ve karar sahibi olduğu, emeklerinin sömürülmediği ve iradelerinin tanındığı özgür bir toplumsal yaşamın inşasının demokratik dönüşümün temel koşulu olduğu belirtildi.
 
25 Kasım’da mücadele büyütülecek
 
DBP Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne giderken kadınların öz örgütlülüğünü, öz savunma bilincini ve ortak mücadele iradesini güçlendirmeyi tarihsel bir sorumluluk olarak değerlendirdi.
 
Bu doğrultuda kadın kurumlarının güçlendirilmesi, dayanışma ağlarının yaygınlaştırılması ve yerel düzeyde kalıcı mücadele mekanizmalarının oluşturulması hedefleniyor.
 
25 Kasım’ı yalnızca bir anma günü olarak değil, kadın özgürlük mücadelesinin toplumsallaştırıldığı ve ortak iradenin büyütüldüğü bir süreç olarak ele alan DBP Kadın Meclisi, sokaklardan meydanlara, mahallelerden köylere ve demokratik siyaset alanlarına kadar mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.
 
İran’da kadınlara yönelik baskılara dikkat çekildi
 
Ortadoğu’da kadınların kimlikleri, inançları ve yaşam biçimleri üzerinden yürütülen baskılara da dikkat çekilen bildirgede, gözaltılar, ağır hapis cezaları, idam tehditleri ve siyasi tasfiye girişimleriyle kadınların özgürlük iradesinin hedef alındığı ifade edildi.
 
İran’da Werîşe Muradî ve çok sayıda devrimci kadına yönelik baskılar bu politikaların örnekleri arasında gösterilirken, kadınların direnişinin tüm baskılara rağmen sürdüğü vurgulandı.
 
“Jin, jiyan, azadî” felsefesinin yalnızca kadınların yaşam ve özgürlük talebini değil, halkların eşitliğini, toplumsal adaleti ve demokratik yaşam arayışını da ifade ettiği belirtildi. Kadınların mevcut düzene karşı direnen özneler olmanın yanı sıra yeni bir toplumsal yaşamın kuruluşuna da öncülük ettiği kaydedildi.
 
‘Kadın özgürlüğü demokratik toplumun temelidir’
 
Kadın özgürlüğünü demokratik toplumun tamamlayıcı bir unsuru değil, temel kuruluş ilkesi olarak ele alan DBP Kadın Meclisi, toplumsal yaşamın özgürleşmesinin kadınların iradesinin tanınması ve üzerlerindeki tahakküm ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olduğunu belirtti.
 
Kadın mücadelesinin sınıfsal, ulusal, kültürel ve ekolojik sorunlardan ayrı değerlendirilemeyeceğine dikkat çekilerek, kadınların siyasette, ekonomide, kültürde, yerel yönetimlerde ve toplumsal karar alma süreçlerinde eşit ve etkin biçimde yer alması gerektiği vurgulandı.
 
Eşit temsiliyetin yanı sıra kadınların kendi sözlerini kurabildiği, kararlarını bağımsız biçimde alabildiği ve örgütlü iradelerini hayata geçirebildiği mekanizmaların güçlendirilmesinin esas alındığı belirtildi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma temelinde demokratik toplumun üçüncü yolunu ördüklerini belirten DBP Kadın Meclisi, farklı kimliklerin eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabildiği bir toplumsal yaşamı esas aldıklarını kaydetti.
 
‘Barış yalnızca silahsızlanma değil, siyasallaşma sürecidir’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı bildirgede, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve özgür çalışma koşullarının oluşturulması talebi yinelendi.
 
Kalıcı ve onurlu barışın, düşüncenin özgürce ifade edildiği, toplumsal müzakerenin önünün açıldığı ve halkların demokratik iradesinin tanındığı koşullarda gelişebileceğine dikkat çekildi.
 
DBP Kadın Meclisi, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni yalnızca silahsızlanma değil, aynı zamanda siyasallaşma süreci olarak ele aldığını belirterek, kadınların barışın yalnızca muhatabı değil, kurucusu ve güvencesi olduğunu vurguladı.
 
Demokratik çözüm için kadınların örgütlü iradesinin büyütülmesi, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve demokratik siyaset kanallarının açılması gerektiği kaydedildi. Kadın özgürlük mücadelesinin başarısının örgütlü yaşamın güçlendirilmesi ve eleştiri-özeleştiri temelinde sürekli yenilenmesiyle mümkün olduğu ifade edildi.
 
Kadın dayanışması güçlendirilecek
 
Kadın meclisleri, yerel örgütlenmeler ve demokratik siyaset alanlarının toplumla kurduğu bağın güçlendirilmesini öncelikli görev olarak belirleyen DBP Kadın Meclisi, kadınların günlük yaşamda karşılaştığı sorunlara doğrudan yanıt üreten çalışmaların geliştirilmesini hedefliyor.
 
Genç kadınların, çocukların, emekçi kadınların ve farklı toplumsal kesimlerden kadınların ihtiyaçlarını esas alan politikaların geliştirileceği; kadın dayanışmasının, örgütlü mücadelenin ve toplumsal yaşama katılımın güçlendirileceği belirtildi.
 
‘Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez’
 
DBP Kadın Meclisi, 25 Kasım’a giderken kadın kırımına, sömürgeci politikalara, toplumsal eşitsizliğe ve tecrit sistemine karşı mücadeleyi büyütme kararlılığını yineledi.
 
Kadınların öz örgütlülüğünü ve öz savunma bilincini güçlendirecek, demokratik siyasetin önünü açacak ve özgür yaşam mücadelesini toplumsallaştıracak çalışmaların sürdürüleceği belirtilerek, “Çünkü biliyoruz ki; kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez; halkların eşitliği ve demokratik bir gelecek, kadınların özgür iradesi ve örgütlü mücadelesi olmadan kurulamaz” denildi.
 
Bildirge, “Özgür kadın, demokratik toplum ve özgür eş yaşam temelinde; eşitliğin, adaletin ve halkların kardeşliğinin yaşam bulduğu bir gelecek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.