‘JES projeleri uygulanırsa yeni bir göç dalgası başlayacak’
- 09:06 13 Ağustos 2026
- Ekoloji
Beritan Tunç
İZMİR - Kanîreş’e bağlı Licik köyünde yapılması planlanan JES projesine tepki gösteren kadınlar, projenin doğayı ve yaşam alanlarını tehdit ettiğine dikkat çekerek, “Topraklarımızı kimselere bırakmayacağız” dedi.
Türkiye ve Kürdistan’da doğayı ve yaşam alanlarını hedef alan enerji projelerine karşı direniş sürerken, Çewlig’in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçesine bağlı Licik (Kaynarpınar) köyünde yapılmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı kadınların mücadelesi büyüyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır süren direnişte, mahkemeden alınan durdurma kararına rağmen alana makineler ve kolluk kuvvetleriyle girilmesine tepki gösteriliyor. JES projesinin hayata geçirilmesi hâlinde su kaynaklarının ve doğanın zarar göreceğine, köylerde yaşayan halkın yeniden göçe zorlanabileceğine dikkat çeken kadınlar, topraklarının ve yaşam alanlarının savunulması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtiyor.
‘Gimgim’in direnişi bize umut oldu’
Karlıova Yedisu Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Nilüfer Uygun, yapılması planlanan JES projelerine karşı direnişlerinin bir buçuk yılı geçtiğini dile getirdi. Nilüfer Uygun, “JES’ler Varto’nun 16 köyünü kapsayınca ve Varto ayaklanınca biz de onların sayesinde sesimizi yükseltmeye, sesimizi duyurmaya başladık. Onların çadır direnişi bize umut oldu. Biz yaklaşık 6 ay önce Erzurum İdare Mahkemesi’nden durdurma kararı almıştık. Durdurma kararı olmasına rağmen, cuma günü sabah saatlerinde makinelerle, kolluk kuvvetleriyle alana giriş yapılmış. Şantiye ve kazı çalışmalarına başlanmış. Halkımızın ve oradaki insanların örgütlü davranması onları durdurmuştu. Ertesi gün, yani pazar günü sabahın erken saatlerinde tekrar alana giriş yapılmış. O zaman da insanlar artık yapacak bir şey bulamamıştı. Kazı çalışmalarına başlamışlardı. Yine insanımızın örgütlü davranması ve Varto’nun da büyük desteğiyle beraber oradaki alan boşaltıldı. Ama süreci tamamen durdurmuş sayılmayız. Kızdığımız, öfkelendiğimiz nokta, mahkemelerin durdurma kararı vermesine rağmen o sürecin devam etmesidir. Bizim canımızı sıkan konu budur” dedi.
‘JES’ler yapılırsa yeni bir göç dalgası başlayacak’
Çewlig’in yaklaşık 120 endemik bitkiye sahip olduğunu kaydeden Nilüfer Uygun, en iyi bal üreticilerinin yine Çewlig’ten çıktığını söyledi. Direnişin büyütülmemesi durumunda tekrar bir göç dalgası oluşacağına dikkat çeken Nilüfer Uygun, “Kaynarpınar'ın 3-4 mezrası ve diğer köyler 90’larda boşaltılmış. Oradaki insanlar yılların ardından tekrar köy hayatlarını kurdular. JES'ler yapılırsa orada yeni bir göç dalgası oluşur. Çevredeki köy halkı da tekrar göçe zorlanabilir. Bu da yaşam alanlarının yok olmasına sebep olacak. Bundan en çok etkilenenler yine çocuklar ve kadınlar olacak. Umarım ki bu JES'ler bir an önce durdurulur. Biz de durdurulması için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız ve yapıyoruz. Doğu'da güneşten önce kadınlar uyanır. Güneşi kadınlar doğurur. Çünkü emeği yoğuran kadınlardır. Sabah ekmeği yapan biz kadınlarız. Oradaki kadınlar da evine, aşına bakmak, çocuğuna ekmek pişirmek, geçimini sağlamak için sabahın erken saatlerinde kalkar. Bütün emek kadınların sırtında. Elbette ki daha iyi bir yaşam onların hakkı. Ama topraklarından koparılmış bir kadın metropolde yaşayamaz. 60 yaşındaki bir anne bugün bir fabrikada çalışamaz. Biz bunların bilincindeyiz ve bunların zorluklarını bildiğimiz için şu an bunları söylediğimizde, ‘Biz yaşayabiliriz. Biz tekrar göç etsek de metropol bir şehirde siz nasıl yaşıyorsanız biz de yaşayabiliriz’ gibi cümlelere çok maruz kalacağız. Ama biz yine mücadelemizi sürdüreceğiz, topraklarımızı kimselere bırakmayacağız” diye konuştu.
‘Barış hepimizin umudu’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısının herkesi umutlandıran bir çağrı olduğunu ifade eden Nilüfer Uygun, “Hepimizin gözü kulağı bu çağrıdaydı ve gerçekten Türkiye halkları adına kesinlikle olması gereken barış şimdi kapıda. Evet, çerçeve yasaya baktığımız zaman çok kapsamlı bir yasa değil. Ama ilk adım için de çok önemli, çok kıymetli. Bugün her bir milletvekilinin attığı imza benim nazarımda çok kıymetli ve bunu başlangıç olarak kabul edelim. Coğrafyamızı, topraklarımızı başkalarına bırakmamak için elimizden ne geliyorsa yapalım. Barış hepimizin umudu. Barış olduğu sürece hepimiz yaşanabilir bir ülkede yaşarız” sözlerini kullandı.
‘Direne direne kazanacağız’
Kanîreş’e bağlı Qizil köyünde doğup büyüdüğünü, İzmir’de 12 senedir yaşadığını belirten Atike Evin İmanur ise JES projelerinin doğayı ve yaşamı doğrudan etkilediğini söyledi. JES projelerine karşı direnişin büyümesi gerektiğini kaydeden Atike Evin İmanur, “Kesinlikle JES istemiyoruz. Benim annem, babam 65 yaşında. Biz onları buraya getirsek bu havada, bu şehirde yaşamazlar. Çünkü orası sakin bir yer. Köy hayatına alışmışlar. Çoğu kişi zaten 65 yaşın üzerinde olduğu için burada barınamaz. Gelirleri yok zaten. Yıllarca hayvancılık yapmışlar. Hayvancılık ve tarımla yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu da buraya geldikleri zaman yaşam koşullarını çok zorlaştırıyor. Onun için jeotermale karşıyız. Jeotermale karşı direniş bir buçuk yıl önce ilk olarak Kaynarpınar’da başlamış. Sonra Varto’ya geçti. Varto'daki halk direniyor zaten. Çadırlar kurdular. Kaç aydır çadırlarda kalıyorlar. Onun için direniyoruz. Umarım biz bu savaşı kazanırız” dedi.
Köylerin kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasındaki önemine dikkat çeken Atike Evin İmanur, “Bizim köylerimize dokunmasınlar. Bizim oradaki insanlarımıza karışmasınlar. Çocuklarımızı götüreceğimiz bir yer olması lazım. Ben yarın öbür gün köyüme dönmek istiyorum. Eğer bu jeotermali durdurmazsak gidecek bir yerimiz kalmaz. Onun için jeotermale karşıyız ve şirketi istemiyoruz. Devletin para karşılığı bizim topraklarımızı satmaması lazım. Halkımıza bunu yapmaması lazım. Çünkü biz de bu ülkenin vatandaşıyız. Köylerimize daha çok destek vermesi lazım. Çünkü hayat koşulları çok pahalı. Direne direne kazanacağız” ifadelerine yer verdi.
‘Köyümüzde JES istemiyoruz’
Köylerde yaşayan yurttaşlar için direniş alanlarında olduğunu dile getiren Zeynep Kahraman ise şu sözleri kullandı: “Onların yaşam alanları için mücadelemizi büyütmeliyiz. Biz metropolde yaşıyoruz ama benim eşim de senede en az bir ay köye gidiyor. Kayınvalidem, kayınbabam, hepsi orada zaten. Onların daha temiz, daha güzel, daha yeşil bir alanda yaşamaları için direniyoruz. Her zaman da direneceğiz. Asla jeotermali onaylamıyoruz. Doğamızla oynamasınlar. Licik köyünde şu an planlanan bir JES projesi en çok kadınların yaşam alanını etkiliyor. Doğamızı bozuyor. Hayvanlara zarar veriyor. Sularımız aşırı derecede kirli. Biz bunları istemiyoruz. Kesinlikle çevremizde, köyümüzde istemiyoruz.”







