Kadın Zamanı Derneği: Yapısal şiddete karşı bütüncül politikalar üretilmeli

  • 09:06 17 Mayıs 2026
  • Güncel
Elfazi Toral
 
İSTANBUL - Kadınlara yönelik artan saldırılara dair konuşan Kadın Zamanı Derneği üyesi Esra Kılıç, saldırıların artmasının nedenin cezasızlık politikası ve önleyici mekanizmaların olmamasından kaynaklı olduğunu belirterek, şiddete karşı önleyici bütüncül bir politika olması gerektiğini söyledi. 
 
Türkiye'de kadınlara yönelik her türlü saldırı artıyor. JINEWS'in Nisan ayı şiddet çetelesine göre; en az 25 kadın ve 1 çocuk katledildi, 14 kadın ve çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Faillerin büyük bir çoğunluğu ise kadınların en yakınındaki erkekler oldu.
 
Şiddet artarken kadınları koruyan mevcut yasalar uygulanmıyor, cezasızlık politikası ise failleri cesaretlendiriyor. Bütün bunlar yaşanırken, iktidarın gündeminde ise kadını değil aileyi güçlendiren politikalar var. Kadınların tepkilerine rağmen iktidar önümüzdeki 10 yılı da aile yılı ilan ederek, kadınları ve haklarını yok sayan bir genelgeye imza attı.  
 
Kadın Zamanı Derneği üyesi Esra Kılıç, artan kadına yönelik şiddete ilişkin konuştu.
 
Kadın katliamlarının “politik” olduğunu söyleyen Esra Kılıç, artarak devam eden şiddetin münferit olmadığını vurguladı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken Esra Kılıç, “Kadına ve erkeğe yüklenen rollerin bir araya gelmesiyle oluşan bu sorunun bir diğer sebebi ise erkek egemen zihniyetin kendisi ve bunlardan yola çıkarak, yerleşen cezasızlık pratiğidir. Aslında cezasızlık meselesi daha çok kamu görevlilerinin fail olduğu suçlar üzerinden tartışılan bir meseledir. Fakat bunun yanında, devletin korumakla yükümlü olduğu durumlar içinde de söz konusudur. Kadın cinayetleri de bunlardan biridir. Kadınların erkekler veya aileleri tarafından şiddete maruz kalarak yaşam haklarının ihlal edilmesi, tekil durumlar değildir" dedi. 
 
Şiddette karşı bütüncül politika
 
Yapısal soruna karşı devletin, kadınların yaşam hakkını korumak için bütüncül bir politikalar geliştirmesi gerektiğini söyleyen Esra Kılıç, "Hem yargıdaki erkeği koruyan zihniyeti hem de toplumdaki toplumsal cinsiyet rollerine dair algıyı değiştirmek için bu politikalar üretilmelidir. Ama maalesef bunu göremiyoruz. Hatta tam tersine; kadını değil aileyi koruyan, aileyi önceleyen ve kadının ailedeki rolüne odaklanan eğitim müfredatları veya politikalar üreten bir iktidarla karşı karşıyayız. ‘Aile yılı’ ilan edilmesi gibi çalışmalar yapılırken; diğer taraftan kadın cinayetlerine veya kadına yönelik şiddete dair koruma yükümlülüklerini yerine getirecek hiçbir çalışmanın yapılmadığını görüyoruz” diye belirtti. 
 
'Yasalar uygulanmıyor'
 
Esra Kılıç, İstanbul Sözleşmesi'nin ardından 6284 sayılı yasanın da zayıflatılmaya çalışıldığını belirterek, "6284 sayılı kanun üzerinden talep edilen uzaklaştırma kararları için artık delil talep edilebiliyor. En ciddi durumlarda bile 6 ay yerine 15 gün veya 1 ay gibi kısa süreli uzaklaştırma kararları verilerek kadınların önüne çeşitli engeller çıkarılıyor. Normalde yasaya dayanarak karakollardan da başvuru yapılabilecekken, bazı kadınların başvurularının alınmadığını ve adliyeye yönlendirildiklerini görüyoruz. Adliyeye ulaşmanın daha güç olması ve hukuk okuryazarlığı bakımından insanların zorlanacağı düşünüldüğünde; aslında kadınların şikayetçi olmaktan veya uzaklaştırma kararı almaktan vazgeçirilmeye çalışıldığını anlıyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
'Mevcut politikalar failleri cesaretlendiriyor'
 
Şiddet sarmalını engellemek için faillerin yargılanması gerektiğini dile getiren Esra Kılıç, kadınların şiddet ortamından çıkabilmesi için özellikle ekonomik ve sosyal destek sağlanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca kadın danışma merkezleri gibi önleyici-koruyucu mekanizmaların üretilmesi gerektiğini aktaran Esra Kılıç, şunları söyledi: 
 
“Bu hizmetlerin kadınlara ana dilinde verilmesi hayati önemdedir. Bunun yanı sıra eğitim politikaları, medyanın dili ve üst düzey kamu görevlilerinin söylemleri failleri cesaretlendirmemelidir. Kadın düşmanı, ayrımcı, şiddeti normalleştiren ve hatta ırkçı söylemler kadın cinayetlerini beslemektedir.  Bu şiddeti besleyen bir diğer motivasyon ise failin ceza almayacağına veya bedel ödemeyeceğine dair olan inancıdır. Cezasızlık politikasının iki temel kaynağı vardır: Birincisi hukuki sebeplerdir; yani yasal boşluklar, yasaların uygulanmaması, yasal bağışıklıklar veya haksız tahrik indirimleri gibi düzenlemelerdir. İkincisi ise politik kararlardan kaynaklanan fiili sebeplerdir” ifadelerini kullandı. 
 
'Aileyi değil, kadını koru'
 
Esra Kılıç, ailenin değil kadının korunduğu, kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali kabul edildiği bütüncül politikaların üretilmesi gerektiğini belirterek, "Cezasızlık ortadan kalkmalı, yasalar etkin uygulanmalı ve İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmelidir. Kadınların sosyo-ekonomik olarak desteklendiği bir sistemde şiddet döngüsünün kırılacağını ve cinayetlerin son bulacağını biliyoruz. Bu da ancak yıllardır bu alanda mücadele yürüten kadın kurumlarının ve kadınların gücüyle mümkün olabilir” diye konuştu.