Bilgi Üniversitesi’nde geri çekilen kararın ardından: Mücadele sürecek
- 09:05 25 Mayıs 2026
- Güncel
İSTANBUL - İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına yönelik karar, öğrenci ve akademisyenlerin günlerdir sürdürdüğü direnişin ardından geri çekildi. Polis ablukasına rağmen kampüsü terk etmeyen üniversite bileşenleri, geri adımı mücadelelerinin sonucu olarak değerlendirirken, yaşananların akademik özgürlüğe ve üniversitelerin özerk yapısına yönelik müdahaleyi bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Özgürlükçü kampüs kültürü ve akademik yapısıyla bilinen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına yönelik karar, günlerdir süren öğrenci ve akademisyen direnişinin ardından geri çekildi. Süreç boyunca polis ablukası altında kampüsü terk etmeyen üniversite bileşenleri, kararın geri alınmasını akademik özgürlüğe yönelik müdahaleye karşı yürütülen mücadelenin sonucu olarak değerlendirdi. Üniversite bileşenleri ve destek için kampüse gelen siyasetçiler, yaşanan sürecin gençliğin örgütlü gücüne, özgür yaşam alanlarına ve akademiye dönük baskıları bir kez daha görünür kıldığını belirtti.
Bilgi Üniversitesi Psikoloji öğrencisi Hafize Çetin, okullarını geri almak için sonuna kadar mücadele ettiklerini belirterek, bu süreçte yapılanlardan birinin, üniversite yönetiminin antidemokratik biçimde devre dışı bırakıldığını hatırlattı. Hafize Çetin, "Üç gün içerisinde okulumuzun şu an kamusallaştırılarak tekrar faaliyete açılmasını talep ediyoruz. Bu, gençliğin ortak sorunudur. Köklü bir üniversiteyi bir gecede kapatabilenler, sırf rant açmak için, sırf holdinglere ya da bir AVM’ye vermek için bizim üniversitemizi, zaten kendilerine almışken bile faaliyetini durdurmaya karar veren bir iktidar, yarın kimseye acımayacaktır. Okulumuzun kitlesi 20 bin kişilik bir kitle ve Mimar Sinan’da akademik hayatına devam edebilecek bir kitle değil; maddi koşullar da buna el vermiyor. Biz bu kararın geri çekilmesini bekliyoruz. Biz burayı kazandık, buraya sahibiz ve Bilgi’yi de terk etmeyeceğiz" dedi.
‘Üniversitelerin özerkliğine saldırı’
Dayanışma amacıyla eyleme katılan Marmara Üniversitesi öğrencisi Ayşe Ceylin, kararın üniversitelerdeki özgürlük alanlarını daraltmaya yönelik genel bir politikanın uzantısı olduğunu ifade etti. Bu antidemokratik uygulamaları yıllardır gördüklerini kaydeden Ayşe Ceylin, “Boğaziçi’nde gördük, diğer üniversitelerde de görüyoruz. Üniversiteler, gençlerin memlekette olan olayları da kendi üniversitelerindeki olayları da paylaşabildiği ortamlar. Kulüplere ve üniversitelerin kendi özerkliğine olan saldırılarla bu engellenmeye çalışılıyor” şeklinde belirtti.
‘Yenilikçi ve modern bir eğitim kalesi yok ediliyor’
Bilgi Üniversitesi’nde hem öğrencilik hem de bir dönem öğretim görevliliği yapan endüstriyel tasarımcı ve girişimci Yasemin Köse, okulun yenilikçi yapısının Türkiye için büyük bir kazanım olduğunu vurguladı. Yasemin Köse, “Her zaman çok radikal, farklı, yenilikçi destekleri, fikirleri olan bir üniversiteydi. Böyle bir üniversiteyi kaybetmek Türkiye için çok büyük eksiklik olur. Öğrencilerin bu seneyi hocalarıyla bitirmeleri için elimizden bir şeyler geliyorsa, yer sağlamak gibi olabilir, bence yapmalılar. Tabii okulun sürekli açılmasını isteriz” diye konuştu.
‘Antidemokratik bir uygulama’
Dayanışma amacıyla üniversitedeki direnişte yer alan lise öğretmeni Sonnur Koç, “Bir gecede, ülkenin sahibi olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından bir imzayla, bir kararnameyle üniversite kapatılıyor. Asıl mesele aslında kamuoyu ya da birçok bileşenin tam görüşü alınmadan, kapalı kapılar ardında giden bir süreç var. Şu anda yaşanan şey antidemokratik bir uygulama” dedi.
‘Özgürlükler birer birer kısıtlanıyor’
Yeğeninin mezuniyetine haftalar kala okulun kapatıldığını ve büyük bir belirsizlik içine itildiklerini söyleyen Benan Kaplan da, “Mimar Sinan’dan mı mezun olacak, Bilgi’den mi, hiçbir şey belli değil. Bir yetkili geldi açıklama yaptı ama yaptığı açıklama, 'Biz de mağduruz, biz de ne olacağını bilmiyoruz' şeklindeydi. Süreç belirsiz ama eğitim öğretim devam edecek diyorlar. Nasıl bu koşullarda, bu kadar polis eşliğinde eğitim öğretim devam edecek? Bugün buraya herhalde ödeme yapmak için gelseydik herkes bizi çiçeklerle karşılardı. Ama çocuğumuza sahip çıkmak için geldiğimizde kapılar kapalı. Bu ülkede özgürlükler birer birer kısıtlanıyor” diye belirtti.
‘Otuz yıllık bir kültürel miras yok sayılıyor’
İletişim Mekan Tasarımı öğrencisi Saadet Yılmaz, haklarının savunulması için toplumun her kesiminden ses yükselmesi gerektiğini dile getirdi. Gençler olarak farklı platformlarda çeşitli şekillerde baskı gördüklerini ifade eden Saadet Yılmaz, “Öğrencileri, öğretim görevlilerini suçlayan mesajlar alıyoruz; kendimizi savunamıyoruz. Herkesin bizim yanımızda olması lazım. Bugün bize, yarın size. 30 senelik bir tarih ve aslında kültürel miras. Bir gecede nasıl kapandı? Biz okulumuzdayız, gitmeye de niyetimiz yok. Tek temennim, eskisi gibi tekrardan projelerimizle bu okula özgür bir şekilde giriş yapmak; okulun kapısına geldiğimizde bu kadar polisin bizi bu şekilde beklememesi” diye konuştu.
‘Direnişçiler sosyal medyada hedef gösteriliyor’
Aynı bölümün öğrencisi Hazal Su Kaya da eğitim alanında polis görmekten üzüldüğünü belirtti. Hazal Su Kaya, “Yeni mezun oldum, bu üniversiteye geldim ve üniversitemi çok sevdim. Lisede öğrenciyken olanaklarını gördüğüm zaman, 'Ben Bilgi’de okumak istiyorum' demiştim. İnsanların niye hedef gösterdiklerini, okulun niye kapanmasını istediklerini hiçbir şekilde bilmiyorum. Sosyal medyada içeride insanlar direnirken eğlendiği gerekçesiyle linçliyorlar” dedi.
‘Kafamız karmaşık, büyük bir belirsizlik içindeyiz’
Soyadını vermek istemeyen Psikoloji Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Ege de, öğrenciler olarak kaygılı olduklarını söyledi. Kampüsün kadın öğrenciler için güvenli alan anlamına geldiğini dile getiren Ege, “Çok üzgünüm. Daha önce sabahladığım da oldu burada, herhangi bir taciz vesaire olmadı. Zaten akademik kadrosu için bu okulu seçmiştim. Rektör açıklama yapmış, örgün eğitim devam edecek diye. Ne yapacağım hakkında herhangi bir fikrim yok. Mimar Sinan Üniversitesi’ne bağlandığını söylüyorlar ama orada gördüğüm kadarıyla bölüm de yok. Ailem de belirsizlik içinde ama sadece kampüsün kalıp isminin değişeceğini düşünüyorlar. Akademik kadroya ne olur çok merak ediyorum” şeklinde dile getirdi.
‘Bin 400 çalışan bir gecede işsiz kaldı’
Soyadının bilinmesini istemediğini belirten Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi Işık, üniversiteye yönelik baskıların aslında bir yıldır sistematik olarak uygulandığını, kapatma kararıyla bu durumun zirveye ulaştığını kaydetti. Akademik personelin tamamen gözden çıkarıldığına dikkat çeken Işık, "Geçen seneden beri, okulumuza kayyum mütevelli heyeti atandığından beri aslında artan baskılar, sansürler, iş güvencesizliğimizin giderek artması gibi bir süreci yaşıyorduk ama okulun kapatılması kararı hepimiz için şok oldu. YÖK’ten çok belirsiz bir açıklama geldi. Öğrencilerin garantör üniversiteye nakledileceğini dediler fakat akademik personele ne olacağına dair hiçbir bilgi yok. Üniversitede şu an yaklaşık 1400 çalışan var; herkes aynı anda bir gecede işsiz kaldı. Bu insanların yakınlarını, ailelerini düşününce mağduriyetin kaça katlandığını tahmin edebilirsiniz. Bunların 500 küsuru akademisyen, bu akademisyenlerin akıbeti ne olacak? Bizim ilk talebimiz, sendika olarak ve Bilgi’de kampüsü terk etmeyen akademisyenler olarak kararın geri çekilmesidir. Mağdur edilmeyeceğimize dair belirsiz bir söz var ama hangi somut adımlar atılacak, nasıl bir güvence veriliyor bize, sorularımız var" diye konuştu.
‘Ofislerimizi terk etmeyeceğiz’
Vakıf üniversitelerinde öğrencilerin "müşteri", çalışanların ise "değersiz bir güruh" olarak görüldüğünü belirten Işık, üniversitenin ilk defa hedefe alınmadığını dile getirdi. Işık, “Vakıf üniversitelerinin patronlar, holdingler tarafından, mütevelli heyetlerinin keyfi kararlarıyla yönetildiğini de biliyoruz. Ama üniversiteyi üniversite yapan bileşenlerin öğrencisiyle, çalışanıyla, emekçisiyle, akademisyeniyle biziz. Ne kadar vakıf üniversitesi olsa da eğitim kamusal bir haktır ve biz üniversitelerin kamusallaşması, demokratikleşmesi, özgürleşmesine dair mücadelemize devam edeceğiz. Kararı tanımıyoruz. Ofislerimizi terk etmiyoruz” şeklinde dile getirdi.
‘Kayyum rejiminin geldiği son aşama’
Direnişteki öğrencilere ve eğitim emekçilerine destek vermek üzere kampüs alanına gelen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Bilgi Üniversitesi’ne dönük hamleyi kayyum rejiminin ulaştığı son aşama olarak değerlendirdi. Özgül Saki, “Bilgi Üniversitesi’ne yapılan bu, aslında bir gecede adeta çökme ve üniversiteyi kapatma gibi bir karar, sadece üniversiteyle açıklanacak bir şey değil. Uzun süredir üniversiteleri kayyum rejiminin bir parçası halinde kayyumlarla yönetmenin geldiği son aşama. Burada çok katmanlı bir şey var ama en önemlisi Bilgi Üniversitesi’nde tüm toplumsal yaşamın çeşitliliği, özgürlükçü bir kampüs hayatı var. AKP rejimi, bir bütün olarak toplumu sadece kendi referanslarıyla inşa etme projesinin de bir parçası olarak hareket ediyor. Burada hem üniversitelerin yaşam tarzına bir müdahale var, hem eğitimin içeriğine bir müdahale var hem de bu kampüsün bulunduğu alanın, rant rejimi olan AKP’nin iştahını kabartması var" diye konuştu.
‘Demokratik toplum süreci üniversite kapatılmasıyla çelişiyor’
İktidarın bir yandan barış söylemlerini kullanırken diğer yandan toplumsal muhalefete ve akademik alanlara saldırmasının büyük bir tutarsızlık olduğunu dile getiren Özgül Saki, “Bir tarafta Barış ve Demokratik Toplum Süreci var deniliyor, bu süreç devam ederken iki gün önce 'mutlak butlan' kararı ile ana muhalefet partisine yoğun bir saldırı gerçekleşiyor, ardından gelip bir kararla üniversite kapandı deniyor. Evet, öğrencileri dağıtacaklar ama bölümler yok mesela; bölümler olmayınca ne yapacaklar? Bu öğrencileri farklı üniversitelere paylaştıracaklar. Eğitim emekçilerinin durumu hâlâ belirsiz. Birçok vakıf üniversitesinde özel üniversitedeki eğitim emekçileri bir gecede işsiz kaldılar. Dolayısıyla çok birleşik bir mücadele gerekiyor burada. Hem eğitim emekçileri açısından, hem personel açısından hem öğrencilerin eşit, demokratik, özgür bir eğitim alma anlayışı açısından çok vahim bir karar. Öğrenciler 'direneceğiz' diyorlar, biz de direnişlerine destek için buradayız. Birleşik mücadele ile kampüsleri de tüm toplumsal yaşamı da özgürleştirme mücadelesinde yanlarındayız” dedi.







