Bin 115 yılda 74 ferman

  • 09:07 31 Temmuz 2026
  • Güncel
Öznur Değer 
 
HABER MERKEZİ- Bin 115 yılda 74 ferman ile karşı karşıya kalan Êzidîlerin son fermanı 12 yılı geride bırakırken, Êzidîler soykırıma karşı direnişlerini sürdürüyor.  
 
Soykırım, göç, açlık, katliam, tecavüz ve mutlak direniş… Sayısız kelime sıralayabileceğimiz Şengal Katliamı 12 yılı geride bıraktı. Tarihin en acı katliamlarından birine tanıklık ettiğimiz 3 Ağustos 2014’te, takvim yaprakları kana bulanırken, kadınların, çocukların direniş çığlığı dünyayı ayağa kaldırdı. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sının Yahudilere yönelik gerçekleştirdiği pogromun modern hali, DAİŞ tarafından Şengal’de Êzidilere karşı yapıldı. Bu katliam tarih sayfalarına 74’üncü ferman olarak kazınırken, 12 yıldır kaçırılan, köle pazarlarında satılan, tecavüz edilen Êzidî kadınlar, fermanın hesabını uluslararası alanda sormaya devam ediyor. 
 
Şengal Katliamı’nın 12’nci yılına dair katliam öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri derledik. 
 
3 Ağustos öncesi… 
 
Ortadoğu halkları için büyük bir tehdit oluşturan DAİŞ, 2011’de başlayan Suriye iç savaşının ardından Kuzey ve Doğu Suriye ile Güney Kürdistan’daki onlarca kentte sayısız saldırılar düzenlemeye başladı. Haziran 2014’te Güney Kürdistan’ın en önemli kentlerinden biri olan Musul’un DAİŞ tarafından işgal edilmesi Şengal Katliamı’nın zeminini de hazırlamış oldu. Petrol kaynaklarının verimliliği ile bilinen Musul’un, stratejik bir öneme sahip olduğu da biliniyor. DAİŞ, başlattığı saldırı sonucunda 8 Haziran 2014’te Ninova’yı ele geçirdi. 10 Haziran’da yüzlerce insanı katleden ve binlerce insanın göç etmesine neden olarak Musul’u işgal eden DAİŞ, 29 Haziran’da Musul’da “halifelik” ilan etti. Musul’un DAİŞ’in eline geçmesinin ardından Şengal’de yaşayan yurttaşlar da dahil olmak üzere çok sayıda insan DAİŞ tehdidi ile yaşamaya başladı.
 
 
3 Ağustos: DAİŞ Şengal'e girdi
 
Musul'u ele geçiren DAİŞ, 2 ay sonra 3 Ağustos 2014’te Şengal’i hedef aldı. DAİŞ'in Şengal’e yönelik katliamı, dağın güneyinde bulunan Girzerik ve Siba Şex Xidir köylerine saldırılarla başladı. 2 ay önce Musul'u ele geçiren DAİŞ, bu köylerin etrafındaki yerleşim yerlerini de kontrol ediyordu. Şengal Katliamının ilk saldırısı gece 02.00 sularında Girzerik köyüne havan toplarının atılmasıyla başladı. Yaklaşık yarım saat sonra ise Siba Şex Xidir köyü, DAİŞ saldırısıyla karşı karşıya kaldı. 
 
7 bine yakın kadın ve çocuk kaçırıldı 
 
Şengal’e bağlı köyleri yakıp yıkan DAİŞ'in ilk hedefi kadınlar oldu. 7 bine yakın kadın ve çocuk kaçırıldı, tecavüze uğradı, köle pazarlarında satıldı ve çeşitli işkenceler gördü. Êzidileri Müslüman olmaya zorlayan DAİŞ, Êzidilerin ibadet merkezlerine de saldırarak yakmaya ve yıkmaya başladı. DAİŞ, Êzidilerin kimliğini, inancını, kültürünü başta olmak üzere bir bütün varlığını hedef alarak, saldırılarını sürdürdü, kadınlara kara çarşafı zorunlu kıldı.
 
DAİŞ saldırdı, peşmerge savaşmadı
 
DAİŞ, saldırılarına hız katarken, Şengallileri korumakla görevli peşmergeler ise Şengal’i terk ederek Êzidi katliamına göz yumdu.
 
Şengal Dağı’na yolculuk
 
Êzidiler, DAİŞ'in artan saldırılarına karşı Şengal Dağı’na sığındı. Şengal'de yaşayan 400 bin kişiden 290 bini şiddetlenen saldırılar sonucunda Şengal Dağı’na akın etmeye başladı. Şengal Dağ’ına çıkan binlerce Êzidî yolda açlık, yoksulluk ve hastalıktan yaşamını yitirirken, geriye kalanlar ise kurtarılmayı beklemeye başladı.
 
12 kişilik kurtarıcı grup 
 
DAİŞ’in saldırılarına kendi imkanlarıyla karşı koymaya çalışan Şengal halkına ilk destek YPG ve YPJ’den geldi. 12 kişilik bir gruptan oluşan YPG ve YPJ’li savaşçıların, saldırının başladığı 3 Ağustos tarihinde bölgeye girmesiyle beraber, çoğu kadın yüzlerce Êzidî, YPG ve YPJ ile birlikte DAİŞ’e karşı savaşmaya başladı. Bölgede DAİŞ’e karşı savaşan YPG ve YPJ, düzenli periyotlarla çatışma bilançosunu kamuoyuna duyurmaya başlayarak, halkı saldırılara karşı bilgilendirdi. 
 
 ‘Ya Müslüman olun ya da terk edin’
 
Binlerce Êzidî’nin şiddetlenen çatışmalar karşısında kentten uzaklaşmak zorunda kalmasının ardından, Şengal’e bağlı Sinûne köyüne mermi atmadan giren DAİŞ, köy halkına “Ya Müslüman olun ya da terk edin” dayatmasında bulundu. Bu dayatmayı reddeden binlerce kişi, göçe zorlandı.
 
Özsavunma birlikleri kuruldu
 
Peşmergelerin bıraktığı karakollara yerleşerek denetimi ele geçiren YPG ve YPJ, Êzidîleri DAİŞ çemberinden çıkararak, güvenli bir şekilde Kuzey ve Doğu Suriye’ye ulaşmalarını sağladı. Êzidileri tarih sahnesinden silmeyi amaçlayan katliamdan sonra 400 kişilik Êzidi grup, silahlanarak DAİŞ’e karşı mücadele etmeye başladı. Êzidiler 2014’te Şengal Direniş Birlikleri’ni (Yekîneyên Berxedana Şengal) (YBŞ) kurarak, özsavunmalarını sağlamaya başladı. 
 
 
Şengal özgürleşti
 
Bir yıldan uzun süren saldırıların ardından Şengal, 13 Kasım 2015’te DAİŞ’ten arındırılarak özgürleşti. Öte yandan YBŞ, Şengal’deki askeri varlığını koruyarak, kenti olası tehlike ve saldırılardan korumaya devam ediyor.  
 
Katliamın ardından…
 
74’üncü ferman olarak tanımlanan Şengal Katliamı’nın izleri aradan geçen 12 yıla rağmen devam ediyor. Katliamın ardından yaklaşık 500 bin Êzidi, Êlih (Batman), Mêrdîn (Mardin), Amed (Diyarbakır) ve Şirnex (Şırnak) başta olmak üzere birçok Kürdistan ve Avrupa kentlerine göç etmek zorunda kaldı. Dönemin Demokratik Bölgeler Partisi (BDP) belediyeleri tarafından kurulan kamplara yerleşen Êzidilerin bir kısmı, Şengal’in özgürleşmesinin ardından Şengal’e geri döndü. 
 
Şengal’e geri dönüş
 
DAİŞ’ten kurtarılan 8 bin Êzidî aile, Şengal’e geri döndü. Şengal’in DAİŞ’ten temizlenmesinin ardından bölgede katledilen kişilere ait onlarca toplu mezar bulundu. Aradan geçen yıllara rağmen DAİŞ tarafından kaçırılan binlerce kadın ve çocuk kurtarılmayı beklerken, çok sayıda kadının fidye karşılığında ailelerine veya başkalarına satıldığı ortaya çıktı. 
 
En az 2 bin 213 Êzidî katledildi 
 
Şengal Katliamı’nda en az 2 bin 213 Êzidî katledilirken, 390 binden fazla Êzidî ise yerinden edildi. Ezidileri Kurtarma Ofisi’nin verilerine göre, Ağustos 2014’te 6 bin 417 Êzidî DAİŞ tarafından kaçırıldı. Kaçırılanların 3 bin 548’i ise kadın. Yaklaşık 3 bin 562 kişi kurtarılmış olsa da en az 2 bin 600 Êzidî ise akıbeti hala bilinmiyor. Birçok kadın köle pazarlarında satılarak cinsel şiddet gördü. Belirli aralıklarla açılan 12 toplu mezarda, Êzidîlerin cenazelerine ulaşıldı. Katliamda toplam 68 dini mekân yağmalandı.
 
Katliamın dünyaya etkisi
 
Şengal Katliamı, Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyayı etkileyen bir katliam oldu. Göç etmek zorunda kalan binlerce Êzidî’ye Kürdistan’da yeni yaşam alanları sunulurken, dünya kamuoyundan ise katliama tepki gösterildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) Irak temsilcisi Nickolay Mladenov, Şengal’in DAİŞ’in eline geçmesini “Büyük bir insani trajedi yolda” sözleriyle yorumlayarak, “Birleşmiş Milletlerin sivillerin can güvenliğiyle ilgili çok ciddi endişeleri var” dedi. BM Genel Sekreteri de bir açıklama yayınlayarak, “IŞİD ve bağlantılı olduğu silahlı grupların faaliyetlerinin tetiklediği insani krizden dehşete düşmüş durumdayım” ifadelerini kullanmakla yetindi. 
 
ABD, tepkiler üzerine hava saldırısı başlattı  
 
Katliamın tüm dünyada yankı uyandırması ve dünyada yükselen tepkiler üzerine, ABD DAİŞ'e yönelik hava saldırıları başlattı. İngiltere, Avustralya gibi ülkeler ise Şengal Dağı’na sığınan Êzidîlere uçaklarla acil yardımlar yapmaya başladı. 
 
BM raporu: Soykırım yapıldı
 
BM İnsan Hakları Konseyi katliamdan yaklaşık iki yıl sonra 15 Haziran 2016 tarihinde Êzidîlere ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, DAİŞ’in Êzidîlere yönelik “soykırım” işlediği belirtildi. DAİŞ’ten kurtulmayı başaranlarla görüşülerek hazırlanan raporda, DAİŞ’in Êzidîlere karşı katliamı ayrıntılı bir şekilde belgelendi. Raporda, 400 bin Êzidî’nin katledildiği, köleleştirildiği veya diğer suçlara maruz bırakılarak yok edilmeye çalışıldığı da kaydedildi.
 
3 Ağustos ‘Êzidî Soykırım Günü’
 
3 Ağustos “Êzidî Soykırım Günü” olarak ilan edildi. Dünya halkları, 3 Ağustos’ta dünyanın her yerinde anma etkinlikleri ve açıklamalarla, DAİŞ’in saldırılarını lanetlemeyi sürdürüyor.  
 
Şengal Anlaşması ve Özerk Yönetim 
 
9 Ekim 2020’de Güney Kürdistan yönetimi ile Irak hükümeti arasında “Şengal Anlaşması” imzalandı. Şengal halkının direnişini ve özsavunma birliklerini yok sayan anlaşmaya karşı, Şengal’de başta kadınlar olmak üzere yüzlerce kişi, nöbet eylemine başladı. Kadınlar, söz konusu anlaşma ile bir kez daha saldırıların hedefi olacaklarını vurgulayarak, Şengal’de yönetimin Şengallilere verilmesini istedi. Bini aşkın Êzidî kadının DAİŞ’in elinde olduğunu hatırlatan kadınlar, bu anlaşmanın kendilerini korumayacağını, aksine yaşamlarının tehlikede olduğunu belirtti. Merkezi yönetim ile anlaşma sağlanamaması üzerine Şengal halkı Şengal Özerk Yönetimi’ni ilan ederek, kendi kendini yönetmeye başladı. Özsavunma birliği olan YBŞ’nin de varlığını koruduğu Şengal, çeşitli saldırılara karşı direnişini sürdürüyor.  
 
Êzidîler ve 74 ferman
 
Êzidîler, Musul Valisi Hamadani’nin 906 yılında İslamiyet’i kabul etmeyen bin Êzidî ailesini katletmesiyle katliamla tanıştı. Bu, Êzidîlerin yaşayacakları trajedinin başlangıcıydı. Daha sonra Êzidîler 72 Ferman daha yaşayarak katliamlarla yüz yüze kaldı. 3 Ağustos 2014’te ise DAİŞ tarafından gerçekleşen son katliamla birlikte Êzidîler, bin 115 yılda 74 ferman yaşayarak tarihte en çok katliamla karşılaşan halklardan biri oldu.