Nesrin Nas: Demokratikleşme olmadan barış olmaz

  • 09:04 1 Haziran 2026
  • Güncel
Melike Aydın 
 
İSTANBUL - CHP’ye yönelik yargı operasyonlarını değerlendiren  Akademisyen Nesrin Nas, demokratikleşme olmadan barışın sağlanamayacağını söyledi. 
 
CHP’ye yönelik yargı operasyonları ve parti yönetimine dönük müdahaleler, Türkiye’de demokrasi, hukuk ve siyasal temsil tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sürdüğü bir dönemde yaşanan gelişmeler, demokratikleşme ve barış tartışmalarının birlikte ele alınması gerektiğine ilişkin değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. 
 
Akademisyen Nesrin Nas, CHP’ye yönelik operasyonlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve Türkiye’deki siyasal tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) üzerindeki yargı baskısının geçmiş iddianamelerle ilmek ilmek örüldüğünü ifade eden Nesrin Nas, siyaset yapma hakkının suç sayıldığını belirtti. Nesrin Nas, "Zaten İBB davası açılırken hazırlanan iddianame ve casusluk iddianamesinde bugünlerin geleceği çok net yazılmıştı. Orada, CHP’nin seçim güvenliğini koruma ve seçmen iradesini etkileme çabaları, demokratik düzene sistematik bir müdahale olarak yorumlanıyor. Casusluk iddianamesinde ise 2019 yerel seçimlerini manipüle ederek Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını sağlamak doğrudan siyasal casusluk suçuna sokuluyor. Yani yerel seçimleri kazanmak casusluk sayılıyor. Sizi kendileri açısından tehdit gördükleri anda her türlü siyasi faaliyetinizi terör faaliyeti içine sokuyorlar. Bunun için illa Diyarbakır'da olmanız ya da İstanbul'da olmanız fark etmiyor" şeklinde konuştu.
 
‘Hukuki çerçeveyi tartışmak yaşananları olağanlaştırır’
 
Yargı kararlarının hukuki normlar üzerinden tartışılmasının tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyleyen Nesrin Nas, Türkiye'deki yönetim biçiminin tamamen olağan dışı bir evreye geçtiğini ifade etti. Nesrin Nas, "Bu meseleyi hukuki çerçeve içinde tartışmak, yaşananları olağanlaştırmak ve meşrulaştırmak demektir. İşlemin tamamı zaten hukukun dışına çıkılarak yapılmış, koca bir seçim düzeni ve anayasal sistem yok sayılmıştır. Bizim en başta yapmamız gereken şey, bu olağanüstülüğün altını çizmektir. Biz 10 yıldan fazla bir süredir fiili bir olağanüstü hal altında yaşıyoruz. 2016'dan sonra getirilen OHAL kararnameleri, normal mevzuatın içine yedirilerek olağan uygulamalar haline getirildi. Yani sözde olağanüstü hal yok ama fiilen hayatımızın tam merkezinde var" diye belirtti.
 
'Anayasaya uymayı taahhüt etmek trajikomiktir'
 
Meclis Komisyonu raporunu ve yasal düzenleme iddialarını eleştiren Nesrin Nas, mevcut anayasal kurumların ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir zeminde Meclis komisyonlarının işlevsiz kaldığını dile getirdi. Nesrin Nas, "Sürekli olarak bir yasal düzenlemeden söz ediliyor ama zaten mevcut olan Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları bile uygulanmıyor. Anayasanın 90’ıncı Maddesiyle sistemin parçası kılınan uluslararası hukuku çiğniyorsunuz, ceza kanununda yeri olan hasta tutukluları bile serbest bırakmıyorsunuz, hal böyleyken Meclis Komisyonu’nun kurulması, partilerin kalkıp 'anayasaya ve AİHM kararlarına uyulması' yönünde taahhüt imzalaması trajikomiktir. Üstelik bu süreçlerin şeffaf olması gerekirken meclis raporu oylaması kapalı yapılıyor. Biz toplum olarak neyin konuşulduğunu bilmeliyiz ki pozisyonumuzu alabilelim" şeklinde konuştu.
 
'Kürtlerle barışırken Türkiye’nin yüzde 40’ına küsemezsiniz'
 
Dünyadaki başarılı barış süreçlerinde önce sorunun kabul edildiğini, ardından sürecin demokratikleşmeyle paralel yürütüldüğünü ifade eden Nesrin Nas, "Siz 'Kürt meselesi yoktur' deyip de hangi barıştan bahsediyorsunuz? İkincisi İngiltere’de İspanya’da çözülmesinin sebebi, bu süreçlerin demokratikleşme ile paralel olarak yürütülmesiydi. Şimdi burada siz bunu yürütürken öbür taraftan da demokratik olarak açık kalmış ne kadar pencere varsa onu kapatıyorsunuz. Siz Türkiye'nin birinci partisine, toplumun yüzde 40'ının oy verdiği bir partiye düşman hukuku uygularken bir başkasıyla barış süreci yürütemezsiniz. Barış bir bütündür, parçalayıp bölemezsiniz. Kürtlerle barışırken Türklerle küsemezsiniz. Türklerle barışırken Kürtlere düşman hukuku uygulayamazsınız. Belki eve dönüşle ilgili yasal birtakım düzenlemeler yaparlar. Ama o kadar. Bu yeter mi? 100 yıllık sorunu çözmeye yetmez” diye kaydetti.
 
‘Süreçte eşit zemin yok, CHP’ye operasyon devam ettirilecek’
 
Sürecin bütün kontrolünün Cumhur İttifakı'nın elinde olduğunu ve ortada eşit bir müzakere zemininin bulunmadığını dile getiren Nesrin Nas, devletin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı. Nesrin Nas, “Bir tarafta devasa bir devlet var ve o devletin hapishanesinde olan, sabah ne yiyeceğine, akşam ne yiyeceğine karar verilen bir Öcalan var. Ve o devletle o Öcalan müzakere ediyor. Şimdi bu eşit bir müzakere değil. Koşullar eşit değil. Siz herhangi bir noktanın ve virgülün devletin izni olmadan o metinlere yansımadığını ya da oradan çıktığını düşünüyor musunuz? Hal böyle olunca aslında devlet kendisiyle müzakere ediyor. Siyasetin kısa vadedeki çıkarları, seçimlere ilişkin beklentileri bundan sonraki tutumunu belirleyecek. Öyle görünüyor ki CHP'nin başında bu şey estirilecek, devam edecek” sözlerine yer verdi. 
 
'CHP'yi genel müdürlük seviyesine indirmek istiyorlar'
 
İktidarın CHP'ye yönelik temel stratejisinin partiyi tamamen etkisizleştirmek olduğuna dikkat çeken Nesrin Nas, “Erdoğan açısından, son yerel seçimlerde gücünü kanıtlayan çoğulcu bir CHP'nin varlığı, kurmak istediği sultanik rejim için açık bir tehdittir. Bu yüzden CHP'yi tamamen kapatmak yerine, onu ana muhalefet pozisyonundan çıkarıp devlette bir genel müdürlük statüsüne indirmek istiyorlar. Genel başkanını ve kurultay üyelerini yargı eliyle dizayn edebilecekleri kontrol edilebilir bir yapı hedefliyorlar. Türkiye'nin önünde ya yeniden demokrasiye dönmek ya da Rusya, Belarus, hatta Kuzey Kore benzeri içe kapalı bir yapıya dönüşmek var" dedi. 
 
'Özgür Özel’in sürece dair fikirleri değişmez, yeni parti kurulmalı’
 
CHP'deki krizin hukuk mekanizmalarıyla çözülemeyeceğini belirten Nesrin Nas, Özgür Özel liderliğindeki yapının toplumsal umudu yaşatmak adına yeni bir yol açması gerektiğini savundu. Nesrin Nas, "Bu mesele hukuki olmadığı için hukuk yoluyla kurultayı zorlayarak bir şey elde edilecek gibi durmuyor. Zaten Kılıçdaroğlu'nun demeçlerinden de anlıyoruz ki ne kurultay yapma ne meclis grubunu toplama niyeti var. Tam da Erdoğan'ın istediği gibi hareket ediyor. Özgür Özel ve arkadaşlarının ki toplumda da müthiş bir enerji, müthiş bir destek var. Polis zoruyla o partiden atıldılar. O nedenle kimse 'partimizi terk ettiniz' falan demez. 
 
Türkiye'de demokratların lideri olma şapkasını o gün toplum onun başına taktı. Onun için ben bir an önce, yani en geç sonbahara kadar ayrı bir parti kurmaları gerektiği kanısındayım. Ve bir an önce de bu kararlarını 'yeni bir yol açarız toplumun önüne' diye duyurmalarında yarar var. Hiçbir şey zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü bir silah değildir. Ben Özgür Özel'in ve o yeni partinin süreç konusundaki tutumunu değiştireceğini hiç düşünmüyorum, aynen sürdüreceklerdir” diye konuştu.