Sokağın nabzı: Hukuki düzenlemeler hayata geçirilmeli
- 09:05 20 Temmuz 2026
- Güncel
Elfazi Toral-Devrim Fındık
İSTANBUL- Kadınlar, demokratik çözüm sürecine ilişkin somut hukuki adımların atılmamasını eleştirerek, düşünce özgürlüğünün güvence altına alındığı, siyasi tutsakların özgür olduğu ve toplumsal barışın tesis edildiği demokratik bir Türkiye talebini dile getirdi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlattığı tarihi çözüm hamlesinin üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçmesine rağmen, iktidar tarafından sürecin hukuki güvencelerini oluşturacak tek bir somut adım atılmadı. Demokratik çözümün yasal zeminini oluşturması beklenen ve Abdullah Öcalan'ın "kök yasa" olarak tanımladığı, kamuoyunda ise "çerçeve yasa" olarak tartışılan düzenleme gündemdeki yerini korumayı sürdürüyor.
İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz sokak röportajında mikrofon uzattığımız kadınlar, sürece ilişkin görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.
Elif Kepekli: “Son birkaç senedir hukuk açısından en azından bir gayret var diye düşünüyorum. Ancak maalesef Türkiye’de ifade özgürlüğüne olumlu yönde bakmıyorum. Hiç kimse siyasi görüşünü, toplumsal görüşünü özgür bir şekilde ifade edemiyor. Yeni olacak yasa tasarısından da bir beklentim yok. Ancak bu yasa tasarısının düşünce özgürlüğü ve eşitlik ilkesinin daha uygulanabilir hâle gelmesini isterdim. Kadına uygulanan şiddette şu anda verilen ceza 7 ay. Bu 7 ay bir ölçüt müdür? Cezaevinde olan birçok siyasi ve sanatçı ile bu cezayı kıyasladığımız zaman gerçekten komik. Yaptırımlar maalesef eşit oranda değil. Müzakere sürecine ise pek olumlu bakmıyorum. Öncelikle bu sürecin neden bir buçuk yıl sürdüğünü de sormak lazım.”
Nesrin Sırtutan: “Gittikçe kötüye gidiyoruz. Benim tek üzüldüğüm gençler ve çocuklar. Mucize olmasını bekliyorum ama çok zor. Günden güne sistem değişiyor. İran’a benzemeye başladık. Her şeyin güzel olmasını hâlâ bekliyoruz.”
Nurdan Yılancıoğlu: “Güzel olması için bir şey yapmaya çalışıyoruz. Çalışan insanları da engelliyorlar. Adaletin olmadığı bir yerde hiçbir şey olmaz. “
Sedef Turgut: “İnsanlar tutuksuz yargılansa iyi olur. Tutuklayıp da mahkemeyi beklemeleri sıkıntı oluyor. Deliller toplanana kadar tutuklama olmamalı bence. Bu bir tedbirdir ama biri bir düşüncesini söylese tutuklanıyor. Ben bunu doğru bulmuyorum. Şimdi çocuklara müebbet çıkarılıyormuş ama bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Bence çocuklar rehabilite edilip topluma kazandırılmalı. Siyasi tutuklular da sonuçta cinayet işlemedi, sanatçılar da öyle.”
Asmin Demir: “Türkiye’de düşünce özgürlüğü diye bir şey yok. Şu an ben burada birini eleştirsem, ertesi gün beni tutuklarlar. Benim bu yasa tasarısından beklentim, bir an önce Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesidir. Ama öyle bir yasa bizimkiler için geçerli olmadığından onları cezaevlerine mahkûm ettiler. Hiçbir suçu olmadığı hâlde insanlar yıllardır cezaevinde. Halkının özgürlüğü için uğraşan insanların her biri ‘terörist’ ilan ediliyor. Kadına şiddet uygulayanlar, kadınları katledenler hiçbir şey olmamış gibi sokağa salınıyor; hemen ertesinde bu sokaklarda başkalarını taciz ediyorlar. Bizim süreçten beklentilerimiz çok fazla. İnsanların düşüncelerini özgürce söyleyebilmeleri çok önemli. Süreçten beklentim bu yönde. Ben Kürdüm ve Kürt olmakla da gurur duyuyorum. Bana biri terörist dediği zaman, ‘Ben terörist değilim, bu ülkenin bir vatandaşıyım’ derim.”
Nisa Yazıcı: “Türkiye’de adalet yok. Hukuk yok. Geçim hele hiç yok. İnsanlar pazarlarda dökülen şeyleri yiyor. İşgal devleti gibiyiz. Tutuklama ve gözaltıları tasvip etmiyorum. Bu, insan haklarına saygısızlıktır. Anayasayı uygulasalar hiçbir sorun kalmayacak. Bizim Anayasa ile bir alakamız yok; biz Anayasayı aldık, rafa koyduk. Bizim efendimiz ne emrederse o oluyor. “
Büşra Aydın: “Gidişat hiç iyi değil. İş yok, okuyan bile şu an boşta. Bu ülkeye hak, hukuk ve adalet lazım. Suçlular dışarıda, suçsuzlar içeride. Biz adalet istiyoruz.”
Tuba Can: “Bir süreç yürütülüyor ama biz de toplumsal olarak nasıl bir süreç yürütüldüğünü aslında pek bilmiyoruz. Kapalı yürüyen bir süreç. 2014’te de bir barış süreci yürütülüyordu. O zaman daha açıktı ve herkes çok umutluydu. Başka bir hava esiyordu ama sonra tam tersine döndü. Şimdi de bir süreç yürüyor ama bir taraftan da devletten çok ciddi saldırılar var. Demokrasi katlediliyor. Kadın cinayetleri, ekonomik sorunlar, gözaltılar, tutuklamalar ve hasta tutsaklar var. Olumlu anlamda bir yaptırım yok. Sürece çok olumlu bakmıyorum açıkçası. Kayyumlar atanıyor, belediye başkanları tutuklanıyor, mizah yaptı diye bir insan tutuklanabiliyor. Dolayısıyla süreci çok da olumlu görmüyorum. Umarım iyi şeyler olur. Kadınlar olarak biz barış istiyoruz. Umarım bu çağrının toplumsal barış açısından bir karşılığı olur. Biz, bu süreç konuşulmaya başlandığında hasta tutsakların birçoğunun çıkmasını bekliyorduk ama hiç öyle olmadı. Tam aksine tutsak sayısı giderek artmaya başladı.”







