Kadınlar barışı büyütüyor: Kalıcı çözüm ve özgür yaşam talebi

  • 09:06 24 Temmuz 2026
  • Güncel
Büşra Turan
 
AGIRÎ – Çocukları özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Melek Sevinç ve Sevgül Levent, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin kalıcı ve yasal güvencelerle ilerlemesi gerektiğini belirterek, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve artık hiçbir annenin gözyaşı dökmediği bir barışın inşa edilmesi çağrısında bulunuyor.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlattığı "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" kapsamında yürütülen tartışmalar sürerken, toplumun farklı kesimlerinden kalıcı ve onurlu bir barışa yönelik adımlarına atılmasının gerekliliği üzerinde duruluyor. Özellikle çatışmalı süreçlerde de mücadelelerini sürdüren kadınlar, demokratik çözümün toplumsal barışın tesisi açısından hayati önem taşıdığına işaret ediyor. Kalıcı barışın yasal güvencelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan kadınlar, artık hiçbir kadının gözyaşı dökmediği, halkların eşit ve özgür yaşayabildiği bir gelecek talebini dile getiriyor.
 
Savaşa karşı kadınlar,  yıllardır dile getirdikleri barış talebini bugün de aynı kararlılıkla sürdürüyor. Çocuklarını yitiren, topraklarını ve hafızalarını koruyan kadınlar, kalıcı ve onurlu bir barışın ancak toplumsal ve hukuki güvencelerle mümkün olacağını belirtiyor.
 
Melek Sevinç’ten toplumsal barış vurgusu 
 
Gittiğimiz köydeki evinde bizi büyük bir sıcaklık ve memnuniyetle karşılayan Melek Sevinç, yaşadığı tüm zahmet ve acılara rağmen toprağına ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren oğlu Serhed Jêhat'ın (Veysel Sevinç) anısına olan sarsılmaz bağlılığıyla öne çıkıyor. Çocuklarının metropollerdeki yaşama davetlerine rağmen, "Köyümü de şehidimi de terk etmiyorum" diyerek hafızasını ve yurdunu koruma iradesi gösteren Melek Sevinç'in bu duruşu, barışa ve mücadelesine olan derin inancını da gözler önüne seriyor. Yılların getirdiği ağır bedellere rağmen yüzündeki gururlu tebessümü eksik etmeyen Melek Sevinç, toplumsal barışın ancak annelerin adalet talebi ve halkların eşit ve özgür bir yaşamı inşa etmesiyle mümkün olabileceğini ifade ediyor. 
 
'Eskiden şartlar bugünkü gibi değildi'
 
Yaşamı boyunca birçok zorlukla karşılaşan Melek Sevinç, geçmişte yaşanan acıların geride kalmasını ve gelecek nesillerin benzer sıkıntılar yaşamaması gerektiğini belirtiyor. Melek Sevinç, “Ben Patnos'un Gençali köyünde büyüdüm. Gençaliliyim, Gençali'nin kızıyım. Burada evlendim. Hayatımız boyunca zahmet ve zorluk çektik. Zorluk olmadan hiçbir şey olmuyor. Şüphesiz herkes bir şekilde sıkıntı yaşamıştır. Çocuklarımız oldu, onları büyüttük. Benim çocuğum da insanlık için mücadele ediyordu. Gidenler gitti. Tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin. İnşallah geride kalanlar artık böyle acılar yaşamaz. Yedi oğlum, iki kızım var. Hepsi evli. Çok sıkıntı ve zahmet çektik. Eskiden şartlar bugünkü gibi değildi, hayat çok daha zordu” sözlerini kullanıyor.
 
‘Başımız dik’
 
Oğlu Veysel Sevinç’in köleliğe ve haksızlığa karşı duruşunu anlatan Melek Sevinç, şöyle devam ediyor: “Veysel diyordu ki, ‘herkes insandır, kimse kimseden üstün değil. Kölelik güzel bir şey değil.’  Çocukluğu çok iyiydi. Çok saygılıydı; bütün aileye karşı, çocukluğundan itibaren çok iyiydi. 20 yaşında askerliği geldi, askere gitmedi. Allah tüm insanların içine barış koysun. Başımız dik. Biz de haksızlığa karşıyız. kimse şehit düşmesin, savaş çıkmasın. Anneler artık ağlamasın, ne Türk ne Kürt annesi, kim olursa olsun. Veysel şehit olduktan sonra bizim başımız dik oldu; alnımız arkadaş ve dostlarımızın yanında düşmedi. Artık bizimkisi son olsun.” 
 
'Köyümü ve şehidimi terk etmiyorum'
 
Çocuklarının İzmir'de yaşadığını ancak köyünü ve memleketini terk etmek istemediğini dile getiren Melek Sevinç, “Bazen diyorlar 'Tek kalma, İzmir'e gel'; ben köyümü terk etmiyorum, şehidimi terk etmiyorum. Ben istemiyorum şehidimi, memleketimi bırakıp gideyim. Şehit sadece benim değil, herkesin şehididir. Bu köyde de 4 şehit var; onlar da bizimdir” diyerek, köyden ayrılmama nedenini özetliyor. 
 
‘Abdullah Öcalan serbest bırakılsın’
 
Devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Melek Sevinç, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Devlet bugüne kadar adım atmamış. Adım atılır, barış olur. Ana dilimiz için istiyorum ki herkes konuşsun. Ben kendi dilimi konuşunca bilmeyenler beni anlamıyor. Ana dilimiz serbest olsun. Hastaneye gittiğimde doktorla dilimle konuştuğumda o beni anlamıyor, ben de ona cevap veremiyorum. İstiyoruz ki bizim de dilimiz olsun ve herkes konuşsun. Şimdi Abdullah Öcalan'ın bırakılması gerekiyor. Silah bırakanlar, yakanlar, gidenler. Hepsi Abdullah Öcalan’ın bırakılması şarttır. Eğer bırakılmazsa barış olmaz. İnşallah bırakılacak bu süreçle beraber, her şey serbest olacak. Abdullah Öcalan küçük bir şey değil, illaki bırakılması gerek. Her halkın zamanla diline sahip olması gerekiyor; bu insanlar için bile olsa bırakılması gerekiyor.”
 
 Sevgül levent: Barış bir an önce sağlansın 
 
 Agirî’nin Panos (Patnos) ilçesine bağlı Axtereşan köyündeki evinde bizi büyük bir sıcaklık ve heyecanla karşılayan Sevgül Levent, yaşadığı tüm zorluklara rağmen kadınların özgürlük ve barış mücadelesine olan bağlılığıyla öne çıkıyor. Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren oğlu Arteş Patnos'un (Sedat Levent) fotoğraflarını gösteren Sevgül Levent, geçmişte kadınların uğradığı toplumsal baskıları ve bugün gelinen noktayı anlatırken, kalıcı barışın kadınların öncülüğünde inşa edilebileceğini vurguluyor. Yedi çocuğu olan Sevgül Levent, kadınların toplumsal yaşamın her alanında var olması ve hiçbir annenin gözyaşı dökmemesi için barışın bir an önce sağlanması gerektiğini ifade ediyor.
 
‘Gittiği yol gurur verici bir yoldu’
 
Sözlerine bir yandan oğlunun mücadelesini, bir yandan da kadınların özgürlük mücadelesine olan bağlığını anlatarak başlayan Sevgül Levent, “40 yıldır Patnos'tayım. Hayatım başta çok güzeldi, eşim vefat edene kadar. Ondan sonra hayatım çok zor oldu, Şu an da zor oluyor. Yedi çocuk annesiyim. Eğer bugün serbestsek, gerçekten bunu şehitlerimiz bize gösterdiler. Biz eskiden tek başımıza sokağa, çarşıya çıkamazken, gerçekten de Patnos'un çarşısına onlar sayesinde çıkabildik. Eskiden yasaktı, kadınlar tek başına gidemezlerdi. Arkadaşlar sayesinde kadınlar çarşıya çıkabildi. Bizlere güzel bir yaşam verdiler. Biz bu mücadeleye bağlıydık, zaten Sedat'tan sonra daha çok bağlandık. Sedat şehit düştükten sonra gururlandım ve ben bir şehit annesiyim. Ailenin hepsi gururlandı, sadece ben değil. Ben üzülünce rahmetli eşim derdi ki, 'Başkalarının çocukları da gitti, bizim çocuğumuz neden gitmesin?' Onlar gitti, Sedat da gitti. Oğlumuz kötü bir yola gitmedi. Gittiği yol gurur verici bir yoldu” diye belirtiyor. 
 
‘Başımı dik ve eğilmez’
 
Sedat Levent’in cesur ve bilgili biri olduğunu, kadınlar, çocuklar ve barış için mücadele ettiğini kaydeden Sevgül Levent, yaşadığı tüm zorluklara rağmen çocuklarıyla gurur duyduğunu söylüyor.  Sevgül Levent şöyle devam ediyor: “Bize güzel bir yaşam gösterdi. Eğer ben bir şey bilmiyorsam bana gösterirdi, derdi ki, ‘!Anne, bu böyle değil, bu böyledir.’ Katılım yaparken de Ağrı’da okuyordu. 15 günlük tatilde eve geldi ve ‘Ablam gelmedi mi? Ben ablamı görecektim’ dedi. Kendini eğdi, ayakkabılarını giydi. ‘Sedat nereye gideceksin?’ dedim. ‘Bir işim var’ dedi. Meğer Sedat katılım yapmaya gidiyormuş. ‘Sedat nereye gideceksin?’ diye sordum. ‘Bir işim var’ dedi. Meğer Sedat katılım yapmaya gidiyormuş. Sonrasında haber geldi, dediler ki Sedat katılım yapmış. Katılımı için başımız dik ve eğilmez. Yavrum için her zaman dik olacak. Tüm arkadaşlar için de… Sedat kadınlar için, çocuklar ölmesin diye katıldı. Barış olsun diye. Bir şeyle güzelleşsin, anneler ağlamasın diye katıldı. Barış olması için, ana dilimiz için, çocuklarımız dilini öğrensin diye. Çocuklarımız halkına iyi, faydalı insanlar olsun. Ağır bir yük üstlendi Sedat. Dedi ki, ‘Artık barış olsun, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.’ Onlar için de başımız dik. Alnımız açıktır.”
 
‘Abdullah Öcalan serbest bırakılsın’
 
Kalıcı bir barış için Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını isteyen Sevgül Levent, şunları dile getiriyor: “Ben barış istiyorum. Arkadaşlar silahlarını yaktı, barış olsun diye. Türk devleti bir söz verdi, sözlerini tutmadı. Tüm anneler barışın gelmesini bekliyor. Ne gerilla annesi ne asker annesi ne de polis annesi ağlamasın. Biz barış istiyoruz. Yaşlı anneler var, gözleri hep yollarda. Artık ailelerin yürekleri yanmasın. Bir kardeşim oradadır, Mücahit Uygar, adı Agit'tir. Hepsine buradan selam gönderiyorum. Artık yeter, barış istiyoruz. Abdullah Öcalan serbest bırakılsın istiyoruz. Tüm Barış Anneleri'ne, tüm şehit annelerine ve yüreği yanan tüm annelere selam gönderiyorum. Hepsi ayağa kalksın barış için; çocuklarımız hapislerden çıksın, zindanların kapıları açılsın. Çocuklarımız zindanlarda yıpranmasın. Gerilla anneleri ayağa kalksın, barış için kendilerini göstersinler.”