‘Çocukları cezalandırmak yerine korumak gerekiyor’
- 09:07 17 Ağustos 2026
- Çocuk
Elfazi Toral
İSTANBUL - Çocuk yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan avukat Berfu Uluyol, çocukların suça sürüklenmesinde yoksulluk, şiddet, eğitim ve devletin koruma mekanizmalarının yetersizliği olduğunu belirterek, “Çocukları cezalandırmak yerine korumak, danışmanlık hizmetleri sunmak ve uzun süre takip etmek gerekiyor” dedi.
Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan yeni Çocuk Koruma Kanunu Teklifi, çocukları koruyucu tedbirler geliştirmek yerine ceza ve infaz mekanizmalarını genişletmesinden dolayıeleştirilerin odağı oldu. Yasada, "Suça sürüklenen çocuklara" yönelik ceza ve infaz hükümlerinde kritik değişiklikler getiren düzenlemeyle birlikte, ateşli silahını ihmal sonucu bir çocuğun erişebileceği şekilde muhafaza eden kişilere de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörüldü. Yasalaşan yeni düzenlemeyle Çocuk Koruma Kanunu’ndaki değişikliklerde 12-18 yaş grubundaki çocuklar için ağır suçlarda hapis cezaları artırdı.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi avukat Berfu Uluyol, Meclisten geçen çocuk yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Berfu Uluyol, düzenlemeyi “Dehşet verici” bulduğunu söyledi. Avukatlık kariyeri boyunca suça sürüklenen birçok çocukla karşılaştığını belirten Berfu Uluyol, çocukların neden suça sürüklendiğine yakından bakıldığında, bunun bireysel bir tercihten ibaret olmadığının görülebileceğini söyledi. Berfu Uluyol, “Çocukların hayatına baktığımızda neden "Suça sürüklenen çocuk" denilmesi gerekiyor? Neden yeni kanunda geçtiği gibi ‘Adli süreçteki çocuk’ denilmemesi gerekiyor, daha rahat anlayabiliyorsunuz. O çocukların kendiliğinden suç işlemediklerini, toplumun onları nasıl istismar ettiğini, çok ciddi yoksulluklar yaşadıklarını ve ailelerin çocuk yetiştirme konusunda yeterli eğitime sahip olmadıklarını görüyoruz. Devletin bu noktada ailelere danışmanlık hizmeti vermesi gerekiyor. Aslında önlenebilecek birçok suçun, çeşitli danışmanlık hizmetleri ve koruma mekanizmalarıyla önlenememesi nedeniyle toplumun bir noktada o çocuğu suç işlemeye ittiğini görüyoruz. Ve bu geçen yasada, ağır suçlarla ilgili çocuklara yetişkin muamelesi yapıp diğer hafif suçlarla ilgili çocuklara çocukmuş gibi ceza verildiğini görüyoruz. Yani bu durum ne eşitlik ilkesiyle ne de çocukların durumu ile bağdaşıyor. Çünkü eski TCK'da 0-12 yaş, 12-15 yaş ve 15-18 yaş grupları ayrı ayrı değerlendiriliyordu” dedi.
‘Cezaları artırmak çözüm değil’
Çocukların yaş gruplarına göre farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Berfu Uluyol, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin de çocukların ceza sorumluluğu yaşının yükseltilmesine ilişkin tavsiyelerinin bulunduğunu söyledi. Adli tıp uzmanlarıyla yaptığı görüşmelerde 18 yaş sınırının dahi daha ileri bir yaşa çekilmesi gerektiğinin dile getirildiğini aktaran Berfu Uluyol, “Peki bu bir çözüm mü? Hiç kimsenin canı yanmasın. Ama bu ne kadar çözüm? Cezaları artırdığımızda biz bu insanları suç işlemekten alıkoyacak mıyız?” diye sordu. Ceza artırımlarının kişiyi otomatik olarak ıslah etmediğini vurgulayan Berfu Uluyol, çocuklar için farklı bir adalet ve koruma sisteminin uygulanması gerektiğini söyledi.
‘Çocuk davranışının sonucunu her zaman öngöremiyor’
Çocukların gelişim özellikleri nedeniyle yetişkinlerle aynı sorumluluk düzeyinde değerlendirilemeyeceğini belirten Berfu Uluyol, ehliyet ve oy kullanma gibi alanlardaki yaş sınırlamalarını örnek gösterdi. Berfu Uluyol, “18 yaş altındaki çocuğa ehliyet kullanamazsın diyorsunuz. Çünkü yeterince o ehliyete sahip değil. Gidip oy kullanamıyor. Bir çocuk bir bardağı çalabiliyor ama o bardağı çalmasının etkisini, sonucunu öngöremiyor. Çocuğun cezalandırılması yerine korunması, davranışının sonuçlarının anlatılması ve doğru şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Sorunlu bir çocuk, suç makinesi, bunu alalım cezaevine koyalım’ demek en kolayı. Hrant’ı unutmamak gerekir ki Hrant Dink'in katili de bir çocuktu. Ama Rakel Dink hiçbir zaman en ağır cezayı alsın, müebbet yatsın demedi. Yahut 1997 yılında Antep'te baklava Çalan üç tane çocuğa suç örgütü, çete muamelesi yapılıyor ve 9 yıl ceza aldığında toplum ciddi bir şekilde tepki gösteriyor” ifadelerini kullandı.
‘İlk suç, çocuk için bir alarm’
Türkiye’de kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine de değinen Berfu Uluyol, aile içerisinde yaşanan şiddetin çocukları da doğrudan etkilediğini söyledi. Kadınların daha önce tehdit edilmesine, şiddet görmesine ve haklarında koruma kararları bulunmasına rağmen katledilebildiğine dikkat çeken Berfu Uluyol, çocukların da bu şiddet ortamından etkilendiğini ifade etti. Çocuğun işlediği ilk suçun devlet açısından bir “alarm” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Berfu Uluyol, şöyle konuştu: “Çocuk ilk suçunda aslında ‘Beni koruyun. Hayatımda bir şeyler ters gidiyor. Ben yoksulum. Belki ailemden şiddet görüyorum. Belki ailem yok. Ben açım. Bir şekilde para kazanmaya çalışıyorum’ diyor. Aslında çok ciddi bir alarm veriyor. Siz o çocuğu korumadığınızda, maddi destek vermediğinizde, ailesine danışmanlık ve eğitim hizmeti sunmadığınızda o çocuklar tekrar suç işlemeye devam ediyor.”
‘Çocuğu korumak devletin sorumluluğunda’
Özellikle ikinci, üçüncü ve sonraki suçlarda devletin sorumluluğunun tartışılması gerektiğini belirten Berfu Uluyol, ilk suçun çocuğun yaşamındaki sorunlara ilişkin önemli bir işaret olduğunu söyledi. Berfu Uluyol, “İlk suçundan sonra işlediği suçlarda devletin sorumluluğu var. Çünkü çocuk ilk suçunda sinyal veriyor. ‘Beni koruyun. Ben iyi bir yöne gitmiyorum’ diyor. Çocukların yalnızca suç işlediklerinde değil, risk altında oldukları andan itibaren izlenmesi gerekiyor. Çocukların ‘adli süreçteki çocuk’ olarak tanımlanmasıyla sorumluluğun yalnızca çocuğa yükleniyor. Berfu Uluyol, “Hepimiz mendil satan çocukları sokakta görüyoruz. Ama hiçbirimizin aklına sosyal hizmetleri aramak gelmiyor. O çocuğun ailesi var mı, iyi mi, aç mı? O an 5-10 TL vererek vicdanımızı rahatlatıyoruz ve gidiyoruz. Ama orada aslında devletin o çocuğu koruma altına alması lazım” dedi.
Avusturya modeli
Çocuk adalet sisteminde Avusturya’daki uygulamaların örnek alınabileceğini söyleyen Berfu Uluyol, çocuklara cezalandırma yerine koruma ve takip mekanizmalarının işletilmesinin suç oranlarını azaltabileceğini ifade etti. Hukuk devletinin temel özelliklerinden birinin öngörülebilirlik olduğunu vurgulayan Berfu Uluyol, “Spesifik olaylardan kaynaklı sürekli bir şekilde çocuk adalet sistemi üzerinde oynamalar yapılması kabul edilemez. Birkaç isim üzerinden bunun dönüştürülmesini çok büyük bir provokasyon olarak görüyorum” diye belirtti.
'Çocuklar için yeni mekanizmalar kurulmalı'
Anayasa’daki sosyal devlet ilkesine dikkat çeken Berfu Uluyol, devletin çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Çocukların ağır suçlara sürüklenmesinin çoğu zaman ilk suçtan bağımsız ele alınamayacağını aktaran Berfu Uluyol, ilk suçun ardından gerekli müdahalelerin yapılmamasının sonraki suçların ortaya çıkmasında etkili olduğunu söyledi. Berfu Uluyol, çocukların suç işlemesini önlemek ve toplumun güvenliğini sağlamak için daha fazla cezaevi inşa etmek yerine çocuklara ve ailelerine yönelik uzun süreli takip ve destek mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Çocukların farkındalıklarını artırmaya yönelik çalışmalar yapılırsa o zaman hem çocukları hem de toplumu korumuş olursunuz” diye konuştu.







