Arhavi saldırı altında: Doğa ve kültürel yaşam yok olacak
- 09:02 17 Temmuz 2026
- Ekoloji
Azize Akoğlu-Melek Avcı
ARTVİN - Arhavi’de Eti Bakır’ın bin 940 hektarlık maden projesi ve DSİ’nin dere ıslah projesinin ekolojik tahribatı geri dönülemeyecek hale getireceğini söyleyen Ekoloji aktivisti Nazlı Demet Uyanık, “Maden olduğu takdirde burada bir yaşam kalmayacak. Bir yerde proje başladığında başka köylere, ilçelere de yayılıyor” dedi.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin dağlık alanları, sermaye gruplarının projeleriyle ekolojik bir yıkıma sürükleniyor. Artvin’in ilçelerinde MNG Holding’in gerçekleştirdiği HES projeleri ve Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır’ın maden arama faaliyetleri, bölgedeki doğa tahribatını derinleştiriyor. Bu projeler nedeniyle yerel halkın yaşam alanları, sağlığı ve ekonomik kaynakları doğrudan tehdit altında.
Eti Bakır firmasının 2024 yılında girdiği ve yaklaşık bin 940 hektarlık bir alanı kapsayan maden arama ihalesi, Hopa’nın bir, Arhavi’nin ise dokuz köyünü etkileyecek. Bunun yanında Devlet Su İşleri'nin (DSİ) Arhavi’deki dere yataklarına beton ve taş duvarlar örmeyi planladığı dere ıslah projesi de ekolojik olmadığı, sucul yaşamı ve bölge halkının yaşamını yok edeceği gerekçesiyle halkın tepkisini çekiyor.
Ekoloji aktivisti Nazlı Demet Uyanık, Arhavi’yi bekleyen maden tehlikesini ve dere ıslah projesinin doğaya ve bölge halkının yaşamına dair etkilerini değerlendirdi.
Bin 940 hektarlık alan etkilenecek
Mehmet Nazif Günal’a ait MNG Holding'in köylerinde yapmayı planladıkları HES projesine karşı yaklaşık 4 sene mücadele ettiklerini söyleyen Nazlı Demet Uyanık, iki kere projeyi iptal ettirmeyi başarmalarına rağmen sonunda projenin yapıldığını hatırlattı. Nazlı Demet Uyanık, “Üç sene önce buraya Cengiz İnşaat'ın, Eti Bakır'ın bir maden projesi gündeme geldi. Son iki senedir de özellikle maden konusunda burada yerel halkla beraber mücadele ediyoruz. Mehmet Cengiz'in sahibi olduğu Eti Bakır firması iki sene önce maden arama ihalesine girdi. Bu ihale yaklaşık bin 940 hektarlık bir alanı kapsıyor. Hopa’nın bir köyü, Arhavi’nin dokuz köyü etkilenecek. Arhavi’yi ikiye ayrılan bir vadi olarak düşünün. Bu vadilerden bir tanesinin tamamen maden projesine verilmesi söz konusu. Hopa'nın da bir köyü var içinde” dedi.
Halk tepkili
Maden projesine karşı Arhavi’de ilk günden bu yana çok güçlü bir tepki oluştuğunu söyleyen Nazlı Demet Uyanık, “Bu proje hayata geçirilirse insanlar köylerinden olacaklar. Türkiye'de acı deneyimlerden de gördükleri ölçüde zaten başından beri bu projeye karşı çıktılar. O günden beridir de biz Arhavililerle beraber bu konuda mücadele ediyoruz. Maden projesine karşı iki ayrı dava açıldı. Birini belediye açtı, biri halk tarafından açıldı. Fakat mahkeme her iki davayı da reddetti. Ama bu iki sene içinde madene karşı yürüyüşler düzenlendi, protesto gösterileri yapıldı.
Belediye başkanının bugüne kadarki tavrı madene karşı olduğu yönünde. Artvin milletvekilleri de bunu dile getiriyorlar. Artvin'in sahil ilçelerinde maden olmayacağını söylüyorlar. Fakat biz de diyoruz ki bu söylemlerle olmuyor. Kamu işlerinde resmi evrak geçerlidir, sözlerle yetinilmiyor. Bize iptaline dair bir karar getirin. Biz de en azından rahat uyuyabilelim. Çünkü çok büyük bir belirsizlik var” diye belirtti.
‘Metalik madencilik yayılıyor’
Arhavi’de kış aylarında insanların şehir merkezinde yaşadığı, yaz aylarında ise köylerin kalabalık olduğunu dile getiren Nazlı Demet Uyanık, insanların geçim kaynağının çoğunu köyde sağladığını aktardı. Maden projesinin hayata geçirildiği takdirde suyun azalacağına, havanın kirleneceğine dikkat çeken Nazlı Demet Uyanık, ekolojik tahribatın geri dönülemeyecek olduğunu söyledi. Nazlı Demet Uyanık, “Arhavililer biliyor ki maden olduğu takdirde burada bir yaşam kalmayacak. Bir yerde proje başladığında o yerle sabit kalmıyor. Başka köylere, ilçelere de yayılıyor. Bazı şirketler ilçe merkezinin etkilemeyeceğini söylese de metalik madencilik çok geniş bir coğrafyayı etkiliyor” diye ekledi.
‘Arhavi şirketlerin saldırısı altında’
Arhavi halkının şu ana kadar güçlü bir tepki gösterdiğini belirten Nazlı Demet Uyanık, şu an projeye yönelik bir belirsizliğin hâkim olduğunu, bu durumun da Arhavi’de ciddi bir huzursuzluk yarattığını söyledi. Arhavililer olarak projenin yapılmayacağına dair somut bir kanıt beklediklerini vurgulayan Nazlı Demet Uyanık, bu belge gelmediği sürece de mücadele etmeye devam edeceklerini ifade etti. Arhavi’nin şirketlerin saldırısı altında bir bölge olduğuna dikkat çeken Nazlı Demet Uyanık şöyle devam etti: “Taş ocakları, HES’ler ve yollarla çok ciddi tahribatlar yapılıyor. Habitat parçalanması, orman kesimi ile talan edilecek. Arhavi doğası çok güçlü bir yer ama bir yandan talan da çok güçlü. Şu an Arhavi’de iki taş ocağı var. Biri Arhavi’nin en göz alıcı yeri olan Çifteköprü Vadisi'nde. Orada bir Mençuna Şelalemiz var, turistik bir bölgedir. Oraya giden turistler devasa bir taş ocağının önünden geçer. Bir diğer taş ocağı da başka bir vadide yapıldı.”
Ekolojik çözüm mümkün
Devlet Su İşleri'nin Dünya Bankası'ndan aldığı borçla dere ıslah çalışmalarının başlayacağına dikkat çeken Nazlı Demet Uyanık, iki sene önce bu projeye karşı bir rapor hazırlayıp Dünya Bankası'na ilettiklerini hatırlattı. Devlet Su İşleri'nin bu proje kapsamında derenin iki tarafına taş duvar ya da beton duvar yaptığını aktaran Nazlı Demet Uyanık, derenin tabanının da betonlandığını söyledi. Bu projeyle Arhavi’nin bütün derelerinin duvarla kapanacağını dile getiren Nazlı Demet Uyanık, bu projenin çözümden uzak olduğunu söyledi. Arhavi’de sel ve taşkın riskinin olduğunu fakat bu riskle daha ekolojik, az maliyetli ve uzun ömürlü sistemlerin olduğunu belirtti.
'Sel ve taşkın riski yok'
Dünya Bankası kriterlerinde de önceliğin ekolojik çözümler olduğunu ve bazı durumlarda pilot bölge ilan edilmesi gerektiğine yer verildiğini aktaran Nazlı Demet Uyanık, “Devlet Su İşleri, şu anki anlaşmasında da iki sene önceki anlaşmasında da uygun görülen yerlerde pilot bölge ilan edileceğini dile getiriyor. Fakat elimize gelen son projede böyle bir şey görmüyoruz. On kilometre boyunca ya taş duvar yapılacak ya da beton duvar yapılacak. Arhavi’deki sel ve taşkın riski üzerine bir yüksek lisans tezi hazırladım. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Arhavi’nin yukarı havzalarında sel ve taşkın riski neredeyse yok” ifadelerini kullandı.
‘Arhavi pilot bölge ilan edilsin’
Arhavi köylerinde insan hayatını etkileyecek sel ve taşkın riskinin olmadığını, dereye yakın noktalarda binalardan çok çaylık veya fındık tarlalarının yer aldığını söyleyen Nazlı Demet Uyanık, “İnsanların böyle bir ihtiyaçları olduğunu kesinlikle kabul ediyoruz. Ama diyoruz ki siz bize Devlet Su İşleri olarak sadece duvar, beton ya da taş duvar öneriyorsunuz. Oysa bunun çok farklı çözümleri var. Talebimiz, bize bu projeyi yenileyin. Dünyadan uzmanları, yerli uzmanları bir araya getirin ve Arhavi'yi bir pilot bölge ilan edin. Burada o tarz sıkıntıları çözmenin yollarını bulalım hep beraber ve böyle bir proje hazırlayın yönündedir. Çok ciddi bir para harcanacak. 817 milyon liradan bahsediyoruz. Siz gerçekten ekolojik ve doğa temelli çözümler arasanız bunun belki beşte birini kullanacaksınız” diye ekledi.
‘Coğrafya katledilir’
Proje kapsamında dere kenarlarına örülecek duvarların belli bir zaman sonra yıkılmak zorunda kalınacağına dikkat çeken Nazlı Demet Uyanık, “Çünkü hiçbir işe yaramadığını ve tam tersi ilçe merkezindeki sel ve taşkın riskini tetiklediğini göreceksiniz. Bu sefer çocuklarımız, torunlarımız bunların yıkılması için bir sürü fedakârlık yapmak zorunda kalacak. Madem bir para geliyor, bu değerlendirilsin ama uzun vadeli, doğanın ve gelecek kuşakların faydasına bir proje hâline getirilsin yönünde bir talebimiz var. Dereler vücuttaki kan damarları gibidir. Dereler su kaynağıdır, toprağı besler ama DSİ’nin hazırladığı projede sadece sucul yaşamdan bahsedilmiş. Balıkların geçici etkileneceğine yer vermiş ama maalesef doğa böyle çalışmıyor. Kalbinize bir stent takıldığında bütün bedeniniz etkileniyor. Doğa da böyledir, dereyi katlettiğinizde o coğrafyayı da katletmiş oluyorsunuz” diye belirtti.
'Eko-sistem etkilenecek'
DSİ’nin raporunun aksine balıkların da kalıcı bir şekilde etkileneceğini vurgulayan Nazlı Demet Uyanık, dere ve kara arasındaki toprak geçişine değinerek, “Orada bir ekosistem, yaşayan canlılar vardır. Bu canlıların duvar yapıldığı takdirde zaten suya erişimleri kalmıyor. Islak çevre diye tanımladığımız yer var, toprağın nemli kalmasını sağlıyor. Bunları tamamen yok ediyorsunuz. Ama DSİ’nin raporunda bunlardan hiç bahsedilmiyor” diye konuştu.
'Şirketler muhtarları aracı yapıyor'
Arhavi’de geçmişten gelen bir dere kültürünün var olduğunu belirten Nazlı Demet Uyanık şöyle devam etti: “Biz yazları derelerden çıkmayan insanlarız. Buranın nemine yazın çürük ay deriz. Temmuz’da ve Ağustos başlarında çok korkunç bir nem oluyor. Biz yüzecek dere arıyoruz. İnsanlar balık tutar, piknik yapar. Böyle bir kültür var. Ve bu iş yapılırsa bu kültür de tamamen yok olacak. Biz Dünya Bankası'na, elimizdeki somut kanıtlarla bir rapor göndereceğiz. Yerel şirketler muhtarlarla iletişim kurup köylüleri derelere beton yapılsın diye yönlendirmeye çalışıyor. Bunu da ‘şu köylünün arazisine su basıyor, DSİ’ye git dilekçe ver, buraya beton yapılsın’ tarzında yönlendiriyor. İşin içinde böyle bir çark var. Halka şeffaf bilgi verilmiyor. Benim evimin önünde bir dere var. Ve ben bu projede ne olacak? Burada ne yapılacak? Bilmiyorum. Bir bilgi eksikliği olduğu için insanlara arazisinin tehlike altında olduğuna, çözümün de dere kenarına beton duvar döşemek olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Bu sefer taraftar olabiliyorlar. Ama işin gerçeğini bilseler, konuya hâkim olsalar bu işlerin ne kadar yıkıcı olduğunu fark edecekler. Biz biraz daha dünyada alternatif çözüm örneklerini göstermeye çalıştık. Avrupa ve Amerika'da zamanında bizim yaptığımız gibi derelere duvar veya beton döşemişler, barajlar yapmışlar. Şu an kat kat paralarla onları yıkıyorlar. Biz bu hatayı yapmayalım. Buraya bir para gelecek madem, bunu akılcı şekilde kullanalım diyoruz.”
İnsanlar bilinçlendikçe projeyi istemiyor
Arhavi ve Hopa’da Devlet Su İşleri'nin yaptığı toplantıya değinen Nazlı Demet Uyanık, “Toplantıdan tamamen şans eseri haberimiz oldu. Başka bir haber üzerinden Devlet Su İşleri'nin sitesine girdik ve orada bir ilan gördük. 25 Haziran'da bir toplantı yapılacağını öğrendik. Bizim bunlardan hiç haberimiz olmayacaktı normalde. Ve biz o toplantıya çok sıkı şekilde hazırlandık. O toplantıda yüzden fazla insan vardı ve toplantı salonu doldu. Arhavililer o toplantıda itirazlarını ortaya sundu. Projenin taraftarı olan insanlar da toplantıdan sonra ‘bu iş olacak şey değil’ sonucuna vardı. Öyle ki köylerden birine DSİ yetkilileri geldiğinde ‘Ben hiçbir şey istemiyorum, buraya lütfen dokunmayın’ demiş. Dereye taş veya beton duvarın yapılmasını istemediklerini söylemiş. Bu toplantı çok etkili oldu. İnsanlar işin aslında ne olduğunu fark etmeye başladılar. Ve şu an Arhavi genelinde bu işe daha negatif bakılıyor” diye aktardı.
Bu projeyi engellemek için bütün yolları denediklerini belirten Nazlı Demet Uyanık, geri dönüşü olmayacak bir projenin konuşulduğunu söyledi. Nazlı Demet Uyanık, “On kilometre dediğiniz büyük bir alan. Bu iş yapılırsa bu tamamen yok olacak. Gelecek fon da bu iş için, bilimsel işler için kullanılsın” diye ekledi.







