'AİHM kararları bağlayıcıdır, devlet buna uymak zorunda'

  • 09:01 6 Haziran 2026
  • Güncel
WAN- ÖHD’li avukat Jiyan Özkaplan, bir yılı geride bırakan “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinde devletin yasal adımlar atmamasının güvensizliği artırdığını belirterek, toplumsal barışın kalıcılaşması için hukuki zeminin oluşturulması ve “umut hakkının” derhal uygulanması gerektiğini söyledi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025’te çağrısı yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” süreci bir yılı geride bırakırken, devletin henüz yasal ve hukuki adımlar atmaması, süreci yavaşlatan bir durum olarak yorumlanıyor. 24 Mayıs’ta İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile yaptığı son görüşmede öne çıkan “Kaybedecek zamanımız yok” vurgusu ilgili devlet mekanizmalarına bir an önce yasal ve hukuki adımlar atması yönünde bir çağrı olarak ele alınırken, gözler devletin atacağı yasal adımlar ile “umut hakkı” kapsamında Abdullah Öcalan’ın yasal ve hukuki statüsünün belirlenmesinde. 
 
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan Şube üyesi ve Wan Barosu Başkan Yardımcısı avukat Jiyan Özkaplan, değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Bu süreç seçim malzemesi haline mi getirilecek?’
 
Bir buçuk yılı aşkın bir zamandır devam eden süreçte, karşılıklı adımların atılmamış olması nedeniyle sürecin tek taraflı ilerlediğinin düşünülmeye başlandığını ifade eden Jiyan Özkaplan, “Demokratik bir toplum ve demokratik bir hukuk ancak devletin adım atmasıyla mümkün hale gelebilir. Ama ne yazık ki devlet tarafından hukuku araçsallaştırmama sorunu ve siyasi irade yoksunluğu söz konusu. Bir sessizlik durumu hakim. Çözüm süreçleri kırılgan süreçlerdir. Bunun önüne geçmek için, toplumsal barış talebinde bulunan halkın beklentilerine cevap verilmesi adına devletin adım atması gerekir. Bu da yasal ve demokratik hukuki zeminin oluşturulması gerektiği anlamına geliyor. Barışın kalıcılaşması ve toplumsallaşması için yasal sürecin somutlaştırılması gerekiyor. Ancak devlet tarafından bir sessizlik ve adım atmama durumu söz konusu. Bu süreç seçim malzemesi haline mi getirilecek? Bu korkunç olur. Barış süreçleri seçim malzemesi haline gelmemeli. Sayın Öcalan’ın baş müzakereci rolüyle taraflara bir çağrısı oldu, PKK silah bıraktı, şartların en önemli kısımları Kürt halkı nezdinde oluştu. Artık devletin de toplumsal barış ve hak taleplerine cevap vermesi gerekiyor. Çözüm süreçleri ancak bu şekilde korunur. Çünkü insanlarda bir güvensizlik oluştu. Halk, sürecin kalıcılaşması açısından somut adım bekliyor” ifadelerini kullandı.
 
Yapılan başvurular 
 
ÖHD’nin “umut hakkı” kapsamında yaptığı uluslararası başvurulara değinen Jiyan Özkaplan, baş müzakereci olan Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının bir an önce sağlanması gerektiğine işaret etti. Bunun bireysel bir özgürlük olarak tanımlanmaması gerektiğini dile getiren Jiyan Özkaplan, “Süreç çok katmanlı bir süreçtir ve kalıcı hale gelmesi için baş müzakerecilerin toplumun her kesimi ile iletişim halinde olması gerekiyor. İmralı Heyeti’nin ayda bir ya da iki ayda bir adaya giderek iletişim sağlaması çok eksik ve yetersiz bir iletişim yöntemidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2014 yılında ‘umut hakkı’ kapsamında bir karar verdi ve onur kırıcı muamele ile işkence yasağının ihlali gerekçesiyle umut hakkının uygulanması gerektiğini söyledi. Başta Sayın Öcalan olmak üzere, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan tüm mahpuslar için bu karar çok önemli. AİHM’in 2014 yılındaki kararına rağmen devlet herhangi bir adım atmadı. AİHM kararları bağlayıcıdır ve devlet buna uymak zorunda. Ancak Türkiye, 12 yıldır AİHM kararını ihlal ediyor. Bu anlamda uluslararası mekanizmalardan biri olan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’na (AKBK), umut hakkının derhal uygulanması için başvurularımız oldu” diye belirtti.  
 
‘AK denetim noktasına sınıfta kaldı’
 
AKBK’nin bir yıl önce Türkiye’ye verilen karara uyması yönünde uyarıda bulunduğunu ve Haziran 2026’ya kadar süre verdiğini anımsatan Jiyan Özkaplan, atılması gereken ilk adımın umut hakkı olduğunu kaydetti. Jiyan Özkaplan, “Bu uygulandıktan sonra demokratik hukuk ve demokratik toplum için çalışmalar yürütülecekti. Uluslararası mekanizmaların etkisiz ve denetimsiz. AİHM kararı 12 yıldır uygulanmıyor ve biz de avukatlar olarak, ÖHD, barolar ve sivil toplum kuruluşları olarak AKBK’ye umut hakkının sağlanması için bir çağrıda bulunduk. Avrupa Konseyi, 12 yıldır denetim noktasında sınıfta kaldı. Son oturum Haziran ayında olacak. Umut hakkı bireysel algılanmamalı. Türkiye’deki infaz sisteminin evrensel ilkelere göre düzenlenmesi gerekiyor. Ömür boyu hapis cezası ve F tipi hapishanelerle birlikte insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıyayız. O nedenle bir an önce demokratik hukuk sisteminin sağlanması gerekiyor. Umut hakkı, Türkiye’deki bütün halklar için önemli bir karardır” sözlerine yer verdi.
 
4-5 Temmuz’da hukukçuların katılımıyla konferans 
 
Yasal düzenlemenin sadece yazılı bir belge olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Jiyan Özkaplan, “Çünkü yeni bir yaşam inşa edilecek ve bunun temeli demokratik bir toplum ve demokratik bir hukuktur. Bunun için ÖHD ve barolar tarafından çeşitli çalışmalar yürütülüyor. ÖHD tarafından ‘umut hakkı derhal uygulansın’ çağrısıyla yürüyüşler yapıldı. Uluslararası mekanizmalara, Türkiye’nin umut hakkını uygulamadığına yönelik yazılar gönderdik. Öncelikle umut hakkı derhal uygulanmalı ve güvenli ortam oluşturulmalı. Ardından toplumdaki tüm kesimlerin desteği ve mücadelesiyle kalıcı hukuk ve kalıcı demokratik toplum açığa çıkacak. Hem Meclis’e hem de uluslararası mekanizmalara çağrılarımız oluyor ve bu anlamda çalışmalarımız devam ediyor. 4-5 Temmuz’da dört parça Kürdistan’dan hukukçuların katılımıyla bir konferansımız olacak. Yasal ve hukuki zeminin oluşturulması ile güven ortamının kalıcılaştırılması için hukuksal bir çalışma yapacağız. Kürt halkı yıllardır imha ve inkar politikalarıyla karşı karşıya kalmış bir halk. Biz de avukatlar olarak, toplumla beraber, özelde cezasızlık politikaları nedeniyle neler yaşandığına yönelik çalışma yürüteceğiz. Kürdistan’ın birçok kentinde ‘siyasi suç’ gerekçesiyle müebbet hapis cezası alan çok sayıda kişi var. Haksız cezaların bir an önce kaldırılması ve yeni yasaların çıkarılması için bir çalışmaya ihtiyaç duyuldu ve yapacağımız konferans da bu kapsamda olacak” dedi.
 
‘Bir kıyımın olmaması adına somut adımlar atılmalı’
 
Abdullah Öcalan’ın son görüşmede, “Sessiz kalmak, hiçbir şey yapmamak tehlikeli bir durumdur” sözlerini hatırlatan Jiyan Özkaplan, “Türkiye, Orta Doğu ülkesi olarak fay hattı üzerinde olan bir ülkedir. Her an bir savaş durumu söz konusu olabilir. Bir kıyımın olmaması adına kalıcı, demokratik bir toplum ve demokratik bir hukuk için toplumun tüm kesimleri olarak mücadele yürütmeliyiz. Bu noktada devlete daha çok sorumluluk düşüyor ve bir an önce somut adımlar atması gerekiyor. Devlet, duraksamadan yasal bir zemini oluşturmak için Sayın Öcalan yönünden umut hakkını derhal tesis etmeli ve Kürt halkı için eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir hukuk düzeninin kurulmasına yönelik gerekli çalışmaları yapmalı” diye belirtti.