Semsur’da kurum ve kuruluşlardan sürece tam destek açıklaması Semsur’da kurum ve kuruluşlardan sürece tam destek mesajı
- 23:25 6 Temmuz 2026
- Güncel
SEMSÛR - DBP’nin “Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” şiarıyla sürdürdüğü halk buluşmaları Semsûr’da STÖ, oda, platform ve dernek temsilcilerinin katılımıyla devam etti. Buluşmada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Barış süreci de demokrasi süreci de tek başına devlete ve iktidara teslim edilemeyecek kadar tarihi bir mesele” dedi.
Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), “Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz” şiarıyla Kürdistan kentlerinde sürdürdüğü halk buluşmaları devam ediyor. Sabah saatlerinde halkla bir araya gelen DBP heyeti, akşam saatlerinde ise Emek ve Demokrasi Platformu, Kadın Platformu, oda temsilcileri, dernekler ve sivil toplum örgütleriyle (STÖ) buluştu.
Buluşmada DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Yeninin adını biz koyalım istiyoruz’
Konuşmasına, üçüncü dünya savaşı kıskacında dünyanın yeniden dizayn edilmek istendiğine dikkat çekerek başlayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına işaret etti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kürtler açısından yakın dönemde geçirdiğimiz 10 yıllık çöktürme planının yaşandığı dönem, Türkiye siyasetinde antidemokratik uygulamaları, Kürdistan’da ise baskı ve şiddeti aklımızın alabildiğinden çok daha fazla derinleştirdi. Bütün bu süreçlerden biz olarak çıkmayı başardık. Şimdi barışı ve demokrasiyi nasıl inşa edeceğimizi tartışacağız. Daha doğrusu tartışmak istiyoruz” dedi.
Barış ve çözüm sürecinin tek başına devlete ve iktidara bırakılmayacak kadar tarihsel bir mesele olduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, şunları söyledi: “Barış süreci de, demokrasi sürecinin kendisi de, çözüm sürecinin kendisi de tek başına devlete ve iktidara teslim edilemeyecek kadar ağır bir mesele, teslim edilemeyecek kadar tarihi bir mesele. 2 yılı aşkın bir süredir Kürt hareketinin cesaretli adımları, Sayın Öcalan’ın cesaretli adımları karşısında hiçbir şey olmadı demeyeceğiz. Çünkü Meclis’te kurulan komisyonu çok kıymetli buluyoruz. Kürt halkının yokluğu, gayrimüslimlerin yokluğu ve Alevilerin yokluğu üzerinden bir ülke inşa edildi. 100 yıldır bunu deneyimliyoruz; tanıklık ettiğimiz 40-50 yıllık bir süreç var. Bunun sürdürülemez olduğunu herkesin gördüğü bir zaman diliminde yeninin adını biz koyalım istiyoruz.”
‘Öcalan’ın özgür çalışma koşulları sağlanmalı’
Sürecin muhatabı olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halen “hükümlü” statüsünde tutulduğunu belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, bunun sürece dair yaklaşımı gösteren başlıklardan biri olduğunu söyledi. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Tarihi bir meseleyi konuşurken, tarihi meselenin çözümünde muhatap aldığınız baş müzakereci Sayın Öcalan’ın halen hükümlü statüsünde tutulması bu süreçle ilgili niyetinizi anlatan göstergelerden birisidir. Özgür çalışma koşullarını sağlamak, süreci daha güçlü götürme koşullarını yaratmak barış için atılacak en önemli adımlardan birisidir” ifadelerini kullandı.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, silahların bırakılması ve demokratik siyasetin tercih edilmesinin Kürt sorununun çözümünde önemli bir eşik olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu cesaretli adımlar, yani silahların yakılması ve yerine demokratik siyasetin tercih edilmesi bugüne kadar Kürt sorununun çözümünde atılmış en büyük adımlardan biri, en büyük kırılma alanlarından biridir. Niye bunu kıymetlendirmiyoruz? Bugüne kadar ‘terör sorunu’ denildi, ‘çatışma sorunu’ denildi. O da devreden çıktı. Niye şimdi bunun üzerine yapılacak yeni adımları ve geçiş yasasını konuşmuyoruz? Geçiş yasasında Kürt halkının ya da demokrasi güçlerinin talep ettiği demokratik haklar ve hukuki güvenceler, bu ülkede ‘benim hiçbir sorunum yok’ diyen hiç kimsenin hakkını, hukukunu elinden almıyor. Biliyoruz ki bu ülkede tek bir insan bile hukuksuzlukla karşı karşıyaysa bu bir sarmaldır.”
Rojava ve Ortadoğu’daki durum
Rojava ve Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürtlerin Rojava’da elde ettiği kazanımlarla Ortadoğu’da kendisini var ettiğini belirtti. Rojava’da inşa edilen modelin yok edilmek istendiğini ivurgulayan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Kimliksiz olduğumuz Suriye’de bugün devleti yönetme mekanizmalarına ortak olma imkanları yaratıldı. Aynı şey İran için de geçerli. Herkes ellerini ovuşturuyordu; İran’a dönük saldırılarda Kürtler öne çıksın istiyordu. Hatta Trump kalkıp ‘Verdiğimiz silahlar nerede?’ dedi. Devletlerin, özellikle de Türkiye’nin Kürtlerle kurduğu ilişki biçiminin değişmesine dönük çok ciddi bir toplumsal baskı ve çok ciddi bir Ortadoğu gerçekliği var. Biz istiyoruz ki 27 Şubat’tan bugüne gerçekten tercih edilen ilişki düzlemi yeniden kurulsun” diye kaydetti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasını barış sürecinin toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.
‘Barışın kaybedeni olmaz’
Buluşmada söz alan Semsûr Baro Başkanı Sinan Doğan, sürece ilişkin barolar olarak sorumluluk almaya hazır olduklarını belirtti. Sinan Doğan, “Süreç başladığında barolar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Süreç dünya örneklerinde olduğu gibi ilerlemedi. Tam tersine önce silahlar bırakıldı, örgüt kendini feshetti; sonrasında bir müzakere süreci başladı ve halen tam olarak yasal düzleme oturmuş bir zemin yok. Bizler de bu süreçte üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız” dedi.
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu da sürece destek vereceklerini belirterek, “Barışın kaybedeni olmaz. Barışın olduğu toplumda yatırım ve istihdam olur. İş dünyasında da daha güvenli limanlar olur. Bu süreci destekliyoruz ve kalıcı hale gelmesini temenni ediyoruz” diye konuştu.
Buluşmada ayrıca, Abdullah Öcalan’ın “Kök Yasa”, devletin ise “Çerçeve Yasa” olarak tanımladığı yasa tasarısına ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Tasarının, iktidar medyasına yansıdığı kadarıyla beklentileri karşılamadığı ifade edildi.
Kadın Platformu temsilcileri ise, “Türkiye’yi hep beraber ayağa kaldırmak için elimizden geldiğince bir araya gelmeye çaba harcıyoruz” diyerek sürece desteklerini dile getirdi.
Program, katılımcıların soruları ve yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.







