Türkiye’de kadın tutsak sayısı 25 yılda yüzde 411 arttı

  • 22:02 16 Temmuz 2026
  • Güncel
İSTANBUL - CİSST’in düzenlediği webinarda, kadın tutsakların cezaevlerinde karşılaştığı eşitsizlikler ele alındı. Avukat Özge Akyüz, Türkiye’de kadın tutsak sayısının son 25 yılda yüzde 411 arttığını belirtirken, akademisyen Herlinda Enríquez Rubio Hernández bakım yüküne, emek sömürüsüne ve cezaevlerindeki yazılı olmayan kurallara dikkat çekti.
 
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), ceza infaz sisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın tutsakların karşı karşıya kaldığı özgün sorunları ele almak amacıyla çevrimiçi webinar düzenledi.
 
Etkinliğe, kısa süre önce yayımlanan “Hapishane ve Cinsiyet: Kadın Hapishanelerinin Hukuku ve Yazılı Olmayan Kanunları” kitabının yazarı Meksikalı akademisyen Herlinda Enríquez Rubio Hernández konuşmacı olarak katıldı.
 
Webinarda, Meksika’daki kadın hapishanelerinden hareketle cezaevlerinde resmî hukuk kurallarının yanı sıra “yazılı olmayan kanunların” nasıl işlediği ve bu kuralların kadın tutsakların yaşamını nasıl etkilediği ele alındı.
 
Kadın tutsak sayısındaki artış erkeklerin üç katı
 
Webinarın açılış konuşmasını yapan CİSST avukatlarından Özge Akyüz, dünya genelinde cezaevinde tutulan kadınların sayısındaki artışın kaygı verici boyutlara ulaştığını belirterek, ceza infaz sistemlerinin hâlâ erkekler esas alınarak işletildiğini söyledi. Dünya genelinde 740 binden fazla kadın ve kız çocuğunun cezaevinde tutulduğunu aktaran Özge Akyüz, yaklaşık 19 bin çocuğun da anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşadığını ifade etti. Özge Akyüz, “2020 yılından bu yana kadın mahpus sayısındaki artış, erkek mahpuslardaki artışın yaklaşık üç katı oldu. Bu yalnızca ceza infaz sisteminin değil, aynı zamanda insan haklarının da temel meselelerinden biridir” dedi.
 
‘Şiddet içermeyen suçlar için alternatif uygulamalar geliştirilmeli’
 
Kadınların özgün ihtiyaçlarının infaz politikalarında göz ardı edildiğini belirten Özge Akyüz, şiddet içermeyen suçlarda hapis cezası yerine alternatif uygulamaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Özge Akyüz, “Özellikle şiddet içermeyen suçlar bakımından hapis cezasına alternatif yöntemlerin geliştirilmesi ve kadınların özgün ihtiyaçlarını gözeten politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
 
Türkiye’deki artış dünya ortalamasının üzerinde
 
Ceza infaz sistemlerinin uzun yıllardır erkekler esas alınarak tasarlandığını söyleyen Özge Akyüz, şöyle devam etti: “Uzun yıllardır ceza infaz sistemleri büyük ölçüde erkekler esas alınarak tasarlandı. Kadınlar ise hem sayılarının daha az olması hem de ataerkil politikalar nedeniyle görünmez kılındı. Oysa kadınların cezaevi deneyimi, erkeklerden birçok açıdan farklı ve kendine özgü ihtiyaçlar içeriyor.”
 
Türkiye’de kadın tutsak sayısındaki artışın dünya ortalamasının üzerinde seyrettiğini dile getiren Özge Akyüz, “Bugün Türkiye hapishanelerinde 20 binden fazla kadın bulunuyor. Bu sayı, toplam mahpus nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor. Ancak asıl dikkat çekici olan, son 25 yılda kadın mahpus sayısının yüzde 411 artmış olması. Bu oran, Türkiye’nin kadın mahpus nüfusunun en hızlı arttığı ülkelerden biri olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Kadın ve erkek tutsaklar aynı koşullarda yaşamıyor’
 
Kadın cezaevleri üzerine yürüttüğü araştırmanın sonuçlarını paylaşan Herlinda Enríquez Rubio Hernández, erkek tutsaklarla yaptığı çalışmanın ardından kadın cezaevlerini incelemeye başladığını belirtti.
 
Araştırmaya başlamadan önce kadın ve erkek tutsakların benzer koşullarda yaşadığını düşündüğünü anlatan Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Koşullar hemen hemen aynıdır diye düşündüm. Çünkü patriyarkal düşünce bize ‘mahpuslar’ dediğimizde tek bir gruptan söz ettiğimizi düşündürüyor. Ancak araştırmayı yaptıktan sonra bunun kesinlikle böyle olmadığını gördüm. Kadınlar çok farklı koşullarda yaşıyor” dedi.
 
Kadınların cezaevinde de toplumsal cinsiyet rollerini taşımaya devam ettiğini vurgulayan Herlinda Enríquez Rubio Hernández, bunun araştırmasının en dikkat çekici sonuçlarından biri olduğunu söyledi. Herlinda Enríquez Rubio Hernández, şöyle devam etti: “Kadınlar her şeyden önce kendilerinin, çocuklarının, annelerinin ve çevrelerindeki insanların bakımına öncelik veriyor. Erkeklerde böyle bir durumla karşılaşmadım. Araştırmadaki en büyük fark buydu.”
 
Bakım yükü cezaevinde de sürüyor
 
Kadın ve erkek tutsakların ziyaret süreçlerinin de birbirinden farklı olduğunu aktaran Herlinda Enríquez Rubio Hernández, kadınların cezaevinde dahi bakım verme sorumluluğunu taşımaya devam ettiğini dile getirdi. Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Erkek mahpusları ziyaret eden anneleri, eşleri, sevgilileri ya da komşuları onlara yemek ve çamaşır getiriyor, bütün bakımlarını üstleniyor. Kadın mahpuslarda ise bunun tam tersini görüyoruz” dedi. Kadınların yalnızca bakım alan değil, cezaevindeyken bile bakım veren konumunda bırakıldığını belirten Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadın mahpuslar içeride yaptıkları işleri dışarıya gönderiyor. Hapishanenin içinden bile bakım ilişkisini sürdürmeye çalışıyorlar. Ürettikleriyle ailelerine destek oluyorlar” diye belirtti.
 
'Cezaevinde olmanın ekonomik yükü kadınların omuzlarında'
 
Cezaevlerinin dünyanın en pahalı yaşam alanlarından biri olduğunu söyleyen Herlinda Enríquez Rubio Hernández, ekonomik yükün de kadınların omuzlarına yıkıldığını belirtti. Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadınlar içeride çalışıyor, yemek yapıyor, hizmet üretiyor, para kazanıyor ve bu parayı kendilerini ziyarete gelen yakınlarına veriyor. Çünkü ‘Bu parayı vermezsem beni ziyaret etmeyi bırakırlar’ diye düşünüyorlar. Erkeklerde ise tam tersi oluyor; onları ziyarete gelenler erkek mahpuslara para veriyor” ifadelerini kullandı
 
Kadın cezaevlerindeki düzenin yalnızca resmî mevzuatla açıklanamayacağını ifade eden Herlinda Enríquez Rubio Hernández, cezaevlerinde üç farklı kural sisteminin birlikte işlediğini kaydederek,  “Birincisi devletin koyduğu resmî kurallar. İkincisi, gardiyanların kendi uygulamalarıyla oluşturduğu resmî olmayan kurallar. Üçüncüsü ise benim en ilginç bulduğum sistem; kadın mahpusların kendi aralarında oluşturdukları yazılı olmayan kurallar” diye kaydetti.
 
Üçüncü sistemin, kadınların kendi özerkliklerini korumak amacıyla geliştirdiği bir düzen olduğunu belirten Herlinda Enríquez Rubio Hernández, kurallara uyulmaması durumunda kadınların kendi aralarında uyguladıkları yaptırımların bulunduğunu aktardı. Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Bu kuralları keşfetmek en zor olanıydı. Çünkü tamamen görünmeyen bir sistem. Herkes bu kurallara uyuyor ve uymayanlar kendi aralarında cezalandırılıyor” dedi.
 
‘Kadınlar yaşamı merkeze alan kurallar oluşturuyor’
 
Kadın ve erkek tutsakların kendi aralarında oluşturdukları değer sistemlerinin de birbirinden farklı olduğunu belirten Herlinda Enríquez Rubio Hernández, bu farkı psikolog ve etik kuramcısı Carol Gilligan’ın “bakım etiği” yaklaşımıyla açıkladı. Kadınların ahlaki gelişiminde yaşamı korumanın ve bakım vermenin belirleyici olduğunu ifade eden Herlinda Enríquez Rubio Hernández, şözlerini şöyle sürdürdü:  “Kadınların ahlaki gelişiminde hayatı önemsemek, yaşamı korumak ve bakım vermek her zaman ön planda. Erkeklerde ise biri kuralları ihlal ettiğinde, neyin adil olduğuna dair kişisel yargı daha belirleyici oluyor. Kadınlarda bakım ilişkisi, yaşamın başından sonuna kadar devam eden temel bir değer. Bu nedenle kadın cezaevlerinde kendi aralarında oluşturdukları kurallarda ölüm cezasına rastlamıyoruz. Erkek hapishanelerinde ise durum farklı. Meksika’da yasalar ölüm cezasını yasaklıyor ancak erkek cezaevlerinde bu tür fiilî infazlarla karşılaşabiliyoruz.”
 
Kadınların oluşturduğu sistemde en ağır yaptırımların güven ilişkisini zedeleyen davranışlara uygulandığını dile getiren Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadınlar arasında en ağır cezalar aldatma, kandırma ve özellikle çocuk istismarı gibi durumlarda veriliyor. Erkek hapishanelerinde ise en ağır yaptırımlar para ve ekonomik ilişkiler üzerinden uygulanıyor” dedi.
 
‘Yasa ile uygulama arasında büyük bir uçurum var’
 
Meksika’daki cezaevi mevzuatının kâğıt üzerinde birçok hakkı güvence altına aldığını ancak bu hakların uygulamada karşılık bulmadığını ifade eden Herlinda Enríquez Rubio Hernández, kadın tutsakların çok düşük ücretlerle çalıştırıldığını anlattı.
 
Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Yasalara baktığınızda çok iyi düzenlemeler görüyorsunuz. Gerçekten etkileyici bir mevzuat var. Ancak uygulamayla yasa arasında çok büyük bir uçurum bulunuyor” diye konuştu.
 
Bir içecek fiyatına bir ay boyunca temizlik
 
Araştırması sırasında temizlik işinde çalışan bir kadın tutsakla yaptığı görüşmeyi aktaran Herlinda Enríquez Rubio Hernández, şunları anlattı: “Ona ne kadar ücret aldığını sordum. ‘80 peso’ dedi. Önce bunun günlük ya da haftalık bir ücret olduğunu düşündüm. Sonra bana ‘Hayır, aylık 80 peso’ dedi. Bu parayla bugün Meksika’da ancak bir içecek alabilirsiniz. Üstelik bazı aylarda bu ücret bile ödenmiyor.”
 
Bu uygulamanın yasalara aykırı olmasına rağmen sürdüğünü belirten Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadınlar bunun neredeyse kölelik düzeyinde bir emek sömürüsü olduğunu biliyor. Buna rağmen çalışıyorlar. Çünkü dosyalarına ‘hapishanede çalıştı’ kaydının düşmesini istiyorlar. Tahliye sonrasında bunun kendileri için bir avantaj sağlayacağını düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.
 
Temizlik ve dayanışma öne çıkıyor
 
Kadın ve erkek cezaevlerindeki değer sistemlerinin de farklılaştığını belirten Herlinda Enríquez Rubio Hernández, kadınların ortak yaşam alanlarında bakım ve temizliğe önem verdiğini kaydetti. Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadın hapishanelerinde temizliğe önem veren, ortak yaşam alanlarını düzenleyen kadınların saygınlığı artıyor. Erkek hapishanelerinde ise bunun bir karşılığı bulunmuyor” dedi.
 
Uzun yıllardır cezaevinde bulunan kadınların zamanla çatışmalardan uzak durmayı öğrendiğini aktaran Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Kadınlar, ‘Ne kadar uzun süre burada kalırsan o kadar az sorun yaşarsın’ diyor. Sistemi öğreniyor, uyum geliştirmeye çalışıyorlar. Erkek hapishanelerinde ise uzun süre içeride kalanlar daha fazla güç kazanıyor ve yeni gelenler üzerinde tahakküm kurabiliyor” diye konuştu.
 
‘Eğitim alanı nefes alma imkânı yaratıyor’
 
Araştırması kapsamında cezaevi içinde yürütülen üniversite çalışmalarını da inceleyen Herlinda Enríquez Rubio Hernández, eğitim faaliyetlerinin kadın tutsaklar açısından hayati bir alan oluşturduğunu belirtti.
 
Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Hapishane içinde yürütülen üniversite çalışmaları, mahpuslar için âdeta küçük bir özgürlük alanı yaratıyor. Orada kendilerini mahpus gibi hissetmiyorlar. Biz de orada bir otorite figürü olarak değil, yalnızca eğitim veren insanlar olarak bulunuyoruz” sözlerini kullandı.
 
Kadın tutsakların büyük bölümünün yoksulluk nedeniyle eğitim hakkına erişemediğini vurgulayan Herlinda Enríquez Rubio Hernández, “Bu insanların önemli bir kısmı dışarıdayken de üniversiteye ulaşma imkânı bulamamış kişiler. Bu nedenle hapishane içinde sürdürülen eğitim çalışmaları yalnızca bilgi üretmiyor; aynı zamanda insanların yaşamına ve geleceğine dokunan çok kıymetli bir imkân sunuyor” diye konuştu.
 
Webinar, sunumun ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle sona erdi.