Samsun'dan seslenildi: Haklarımızdan vazgeçmeyiyoruz
- 20:55 8 Haziran 2026
- Güncel
SAMSUN - Samsun'da KESK Kadın Meclisi AYM'nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine karşı yaptığı açıklamada, "Kadınların yıllar süren mücadeleleri sonucunda elde ettiği hakların geriye götürülmesine yönelik hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Eşitlik, sosyal devlet ve kadınların yoksulluğa karşı korunması ilkelerinden vazgeçmeyeceğimiz gibi, kazanılmış haklarımızın tasfiyesine yönelik her düzenlemenin de karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.
KESK Samsun Kadın Meclisi, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM)’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesini protesto etti. Sendika binasında yapılan basın açıklamasını KESK Kadın Meclisi Sekreteri Uğurcan Albak okudu.
AYM'nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesinin, nafaka hakkının geleceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdığı vurgulanan açıklamada, “Ancak bu tartışmalar yanlış ve eksik bilgilerle yönlendirilmektedir. Tekil örnekler ve istisnai mağduriyetler üzerinden toplumsal bir algı yaratılarak yasa değişikliği meşrulaştırılmak istenmektedir” denildi.
Türkiye'de yoksulluk nafakasının zaten sınırsız ve koşulsuz olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Nafakanın kaldırılacağı durumlar kanunda düzenlenmiştir. Sorun, nafaka hakkını tanımlayan yasal çerçevede değil, bu çerçevenin uygulanmasındadır. Uygulamadaki sorunlar da kadınları mağdur etmektedir” ifadelerine yer verildi.
'Ortaya çıkan yoksulluğun sonuçlarıyla kadınları baş başa bırakmak anlamına gelir'
“Kadınların işgücüne katılım oranının düşük, istihdamın büyük ölçüde güvencesiz ve kayıt dışı olduğu; ev içi angarya ve bakım yükünün ağırlıklı olarak kadınların omuzlarında kaldığı; eğitim ve fırsat eşitsizliklerinin sürdüğü bir ülkede nafaka tartışmasını toplumsal eşitsizliklerden bağımsız ele almak mümkün değildir” denilen açıklamada, kadın yoksulluğunun her geçen gün derinleştiği koşullarda nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik düzenlemelerin, mevcut eşitsizlikleri daha da ağırlaştırmaya hizmet edeceği, kadınlar için sosyal güvenlik mekanizmalarının yetersiz olduğu bir sistemde nafakayı sınırlamanın, boşanma sonrasında ortaya çıkan yoksulluğun sonuçlarıyla kadınları baş başa bırakmak anlamına geldiği belirtildi.
Evliliğin sona ermesinin ardından hayatın her alanındaki yapısal eşitsizlikler nedeniyle yoksulluğun birçok kadın açısından kaçınılmaz bir risk haline geldiği vurgulanan açıklamada, “Nafakanın sınırlandırılması, çok sayıda kadını sosyal yardımlara bağımlı hale getirecek; ekonomik nedenlerle boşanma hakkını kullanmaktan vazgeçmeye zorlayacaktır. Bu durum, kadınların istemedikleri, şiddet gördükleri ya da yaşam haklarının tehdit altında olduğu evliliklere mahkûm edilmesi sonucunu doğurabilecektir” diye belirtildi.
'Kazanılmış haklarımızın tasfiyesine yönelik her düzenlemenin de karşısında olmaya devam edeceğiz'
Nafaka tartışmasının, bir ödeme yükümlülüğünün süresine ilişkin teknik bir hukuk tartışması olmadığının altı çizilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Asıl mesele, boşanma sonrasında yoksullaşan kadınların nasıl korunacağı ve sosyal devletin bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmeyeceğidir. Üstelik Anayasa Mahkemesi daha önce, sosyal devlet ilkesi ve yoksulluğa karşı korunma yükümlülüğü çerçevesinde benzer talepler karşısında nafaka hakkının korunması yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Bugün gelinen noktada verilen iptal kararının, siyasi iktidar tarafından uzun süredir gündeme getirilen ve 12. Yargı Paketi tartışmaları kapsamında yeniden şekillendirilmeye çalışılan nafaka düzenlemelerinden bağımsız değerlendirilemez. Kadınların yıllar süren mücadeleleri sonucunda elde ettiği hakların geriye götürülmesine yönelik hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. Eşitlik, sosyal devlet ve kadınların yoksulluğa karşı korunması ilkelerinden vazgeçmeyeceğimiz gibi, kazanılmış haklarımızın tasfiyesine yönelik her düzenlemenin de karşısında olmaya devam edeceğiz.”







